05 Ocak 2015

Somonlu Kanepeler





















Tarif yakında eklenecektir.

Pastırmalı Humus





















Tarif yakında eklenecektir.

TRİLEÇE TATLISI






















Bu aralar yapmaya ve yemeye doyamadığımız, şimdiye kadar nerelerde kaldığını çok merak ettiğimiz bir tatlı trileçe tatlısı. Tabi bu kadar övdüğüme bakmayın kimileri pek beğenmiyor :)
Şimdi tarife geçiyorum :)
Kek için:
5 yumurta
1+1/4 su bardağı şeker
Yarım çay bardağı ılık su
1 çay bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1,5 su bardağı un

Şerbeti için :1 litre süt +1 paket krema +1 çay bardağı şeker

Önce keki pişiriyoruz. Yumurtaların akları ve sarıları dikkatlice ayrılır. Aklar beyaz krema kıvamı alana kadar 10 dakika mikserle iyice çırpılır. Ayrı bir kapta yumurta sarıları, şeker, su ve sıvıyağ mikserle çırpılıp karışım aklara eklenir. Diğer malzemelerde aklara eklenip tahta kaşıkla yavaş yavaş karıştırılır. Mikserin düşük ayarında çok az karıştırabilirsiniz. Dikdörtgen büyük borcamı yağladıktan sonra trileçe hamurunu borcama dökün. Ardından önceden ısıtılmış 170 derece fırında 35-40 dakika kadar pişirilir.
Şerbet için malzemelerin hepsi bir kaba alınarak ocakta ısıtılır. İçerisinde krema olduğundan şerbet kaynamayacak. Ama sıcağa yakın olacak.
Tatlı tamamen soğuyunca çatalla delikler delinip sıcak şerbet kek üzerine dökülür. Yani tatlı soğuk, şerbet sıcak olacak.
Buzdolabında 4-5 saat dinlendikten sonra servis edilmesi öneriliyor. Üzerinede ben marketlerde satılan hazır karamel sos dökerek servis yaptım. Dilerseniz farklı soslarlada servis edebilirsiniz.
Ben tarifi instagramda çok araştırma yaparak her tariften biraz birşeyler farklılaştırarak denemeler yaptım. Tarifin son hali bu oldu ve bence fena olmadı :)

31 Ekim 2013

AYVA TATLISI

























Zor oldugunu sandığım bu tatlıyı uzun zamandır öğrenip yapmak aklımdaydı fırsat bulamamıştım.  Birazda gıda boyasıyla renklendirildiğini düşündüğüm için denemeye üşeniyordum. Ama rengini ayvanın çekirdekleriyle verildiğini öğrenince hazır mevsimini de yakalamışken hemen araştırıp pişirdim. Aman pekde lezzetli birşey oldu tavsiye ederim :)
Malzemeler:
3 ayva
12 kaşık tozşeker (tepeleme)
su
isterseniz 3-5 karanfil
üzeri için kaymak ve ceviz

Ayvaların kabuklarını soyup ikiye bölün. İçindeki çekirdekleride ayıklayıp bir kenara biriktirin. Genişce bir tencereye ayvaların ortasının oyuk yeri yukarı bakacak şekilde dizin. Her bir yarım ayvanın ortasına ikişer kaşık şeker dökün. Ayvalarında ortasına gelecek kadarda soguk su dökün (yaklaşık bir parmak kadar) Suya ayvaların çekirdeklerinide atın. Bu çekirdekler hem rengini kırmızı yapacak hemde şerbetinin reçel gibi güzel bir kıvam almasını sağlayacak. Tencerenin kapağını kapatıp suyun kaynamasını bekleyin. Kaynayınca altını kısın ve yaklaşık 1 saat 15 dakika kadar kısık ateşte pişirin. Pişme zamanının sonuna doğru dibine tutmaması için 10 dakikada bir tencereyi sallayarak ayvaları hafif yerinden oynatın.
İşte bu kadar. ardından bir kaba alarak buzdolabında soğmasını bekleyin. Kaymak ve ceviz koyarak servis edin afiyet olsun :)

20 Ekim 2013

PATATES SALATASI




Komşumdan öğrendiğim bu patates salatasını bu aralar sık sık yapar oldum ve bloguma yazmadan duramadım. Lezzetinde çok büyük farklılık yok bildiğimiz patates salataları gibi fakat sunumlarda ufak değişiklikler var, o bile insanı farklı birşey deniyormuşcasına heyecanlandırmaya yetiyor.

Malzemeler:
4 orta boy patates
1 kutu konserve kornişon salatalık turşusu
2 yemek kaşığı mayonez
bir tutam maydanoz
5-6 dal yeşil soğan
1 limon
yarım çay bardağı zeytinyağ
tuz

Patatesleri önceden haşlayıp soğuması için 4-5 saat bekliyorum. Hatta akşamki salata için sabahtan haşlayıp dinlendirdiğimde daha rahat doğruyorum. Haşlanmış patatesleri minik minik kare kare doğruyorum. Klasik patates salatasından daha minik olacak şekilde. Turşularıda ortadan ikiye kesip minik minik doğruyorum. Maydanoz ve yeşil soğanlarıda ince kıyıp ekledikten sonra bol limon zeytinyağ, tuz ve mayonezide ekleyip karıştırıyorum. Mayonez salatayı birleştirici olarak az miktarda kullanıyoruzki tasın içine bastırdıgımızda salata şekil alsın.
Süslemek için salatalıkları uzunlamasına ince ince kesip yuvarlak bir tasın kenar duvarlarına yerleştiriyorum. Daha sonra salatayı içine döküp kaşık yardımıyla bastırıp 2-3 saat buzdolabında beklettikten sonra ters çevirerek servis yapıyorum.

23 Ocak 2013

Çörekotlu Kurabiye


























Kıyır kıyır ağızda dağılan, tuzlu ile tatlı arasında bir lezzete sahip bu minik atıştırmalıklar annem tarafından komşuda tadılmış. evde anlata anlata bitirilememiştir :) Bizlerde ev halkı olarak hemen denemeye karar verip bu muhteşem lezzete ortak olmaya karar verdik. (Bu arada ben kendimi tutamam az yapayım derseniz tüm ölçüleri yarı yarıya deneyebilirsiniz)

Malzemeler:
250 gr margarin yada tereyağ
1 çay bardağı sıvıyağ
yarım çay bardağı şeker
1,5 tatlı kaşıgı tuz
1 yumurta (akı hamuruna katılacak, sarısı üzerine sürülecek)
1 çay bardağı çörekotu
1 paket kabartma tozu
1 çorba kaşığı sirke
Aldığı kadar un (önce 4 bardak un ekleyip yoğurun, ele yapışmayan bir hamur olana kadar azar azar un ekleyerek kıvamı tutturun)
Yumurta sarısı dışında tüm malzemeyi karıştırıp yoğurun (un ve kabartma tozunu en sona bırakın )
Hamuru iki parmak kalınlığında uzun rulo yapıp, üst kısmına hafif bastırıp düzelttikten sonra verev verev minik kurabiyeler kesin. Bir fırça yardımıyla üzerlerine yumurta sarısı sürün. Yağlı kağıt serilmiş yada yağlanmış tepsiye dizip, önceden ısıtılmış 170 derece fırında hafif kızarana kadar pişirin. Afiyet olsunnn :) çay demlemeyi unutmayıııınnnn....

13 Aralık 2012

Tel Şehriye Salatası


























İster tel şehriye ile isterseniz arpa şehriye ile yapın çok beğeneceksiniiiiz :)
Bu salata için olmazsa olmaz diye bir malzeme yok bence, evde var olan yeşilliklerle hemencik hazırlayabilirsiniz. Örneğin maydanoz yoksada olur, yada onun yerine roka olabilir. Evdeki malzemelerle damak zevkinize göre deneyin derim
Malzemeler:
1 su bardağı tel şehriye
biraz sıvıyağ
1 kutu konserve mısır
5-6 adet salatalık turşusu
2 adet kırmızı biber
5-6 dal yeşil soğan
yarım demet maydanoz
yarım demet dereotu
1 çay bardağı kadar kırık ceviz
tuz,limon,zeytinyağ
dilerseniz haşlanmış ve didiklenmiş tavuk eti
Şehriyenin yarısını sıvıyağda kavurdum. (Ben iki renkli olması için yarısını iyice kavurup diğer yarısını daha geç attım). Şehriyeler kavrulup rengi dönünce diğer yarım bardak şehriyeyi de ekleyip 1,5 su bardağı sıcak suyla pilav gibi demlenmeye bıraktım. İsterseniz haşlayabilirsinizde.
Ayrı bir kapta ince doğranmış kırmızı biber, turşu, taze soğan, dereotu, maydanoz ve mısır ile şehriyeleri karıştırıyoruz. Tuz limon ve zeytinyağınıda ekleyip servise hazır hale getiriyoruz.

11 Aralık 2012

PATATES ÇANAKLARI


























Bir dönem Oktay Usta'nın programlarını izlerken bu tür salatalı patates çanakları yapmıştı. Tarifini  unutmuşum fakat birgün denemek hep aklımın bir köşesindeydi. Hazırlamak biraz zaman alıyor fakat görsel olarak çok şık duruyorlar.
Malzemeler:
1 kg patates
100 gr tereyağ
5-6 dal maydanoz
tuz- karabiber
Ben çanakların içlerine doldurmak için bezelye,havuç ve turşu ile mayonezli rus salatası hazırladım. Dilerseniz  mayonezli havuç salatasıda yerleştirebilirsiniz.
Patatesleri haşlayıp sıcakken rendeledim ve tereyağ tuz karabiberide ekledim. Maydanozları da minik doğrayıp içine karıştırdıktan sonra bir tepsiye yayarak soğumaya bıraktım. Soğuyunca hafiften bir kez daha yoğurup, ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp ortasını hafif oyarak çukur kase şeklini verdim. Şekil verirken çok narin davranmak gerekiyor aksi halde kenarlardan çatlayabiliyor. Avucunuzda yuvarlarken sürekli kenarlardan destek vererek, toparlayarak yuvarlayın. Servis yapacağınıza yakın içlerinin salatasını çay kaşığı yardımıyla doldurun, afiyet olsun :)

Kakaolu Havuçlu Toplar

























Komşumuz Emine ablada tattığım bu havuçlu topların lezzetine bayılmıştım. Daha önce elmalı, balkabaklı denediğim bu tarcınlı havuçlu lezzet toplarını eve gelince hemen denedim. Tattığım toplar aslında hindistan cevizine bulanmıştı, çok yakışmış fakan ben bu sefer evdeki dr oetker toz beyaz çikolatalı sosu denemek istedim ve 2 bardak sütle toz karışımı pişirip üzerlerine döktüm. İki türlüde çok güzel.. nım nım nım :)
Malzemeler:
1 kg kadar havuç
1,5 paket eti kakaolu bisküvi
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı tarçın
Havuçları rendeleyip üzerine şekeri döküp arada karıştırarak havuç kendini salıp suyunu çekene kadar pişirdim. Ardından soğumasını bekleyip, kakolu bisküvileri elimle iyice ufalayarak içine attım. Tarçın ve cevizleride ekleyip yuvarlak toplar yaptım. Üzeri için ister hindistan cevizine bulayabilirsiniz, isterseniz sos dökebilirsiniz.

31 Ocak 2012

Karamelli Tavuk Göğsü


























Tabi tatlımız yalancı tavuk göğsü herkesinde bildiği gibi. Ama bu tarifin asıl önemli yanı karamel sosuuu :) Bu sosu öğrendiğim için o kadar mutluyumki elmalı topların üzerlerine, cheesekeklerin üzerine heryerde kullanmayı düşünüyorum. Tam Albeni çikolata tadında...müthiş :) Komşumuz Emine ablaya çok çok teşekkür ediyorum bunu bana tattırdığı için.

Yalancı tavuk göğsü için:
125 gr margarin, 1 su bardağı un, 1 su bardağı şeker, 1 paket toz vanilya.

Orta boy bir tencerede margarini eritip unu biraz kavurdum. Un hafif pembeleşince mutfak lavobasına biraz soğuk su doldurup tencereyi o suya oturtup tencerenin soğuması için 1 dakika kadar bekledim. Bu işlem unun sütte kolay dağılması içindir. Ardından sütü sürekli karıştırarak unun üzerine döktüm. Şekeri ve vanilyayıda ekleyip kaynayana kadar pişirdim. Ocaktan alıp tencerenin içinde mikserle 10 dakika kadar çırptım (daha güzel bir kıvam alması için) Dikdörtgen bir borcama yayıp soğuması için yarım saat dışarıda, ardından buzdolabında en az 4-5 saat soğuması için servis öncesi beklettim. ( Buzdolabında 1 gece beklemesi daha bile güzelleştiriyor)

Karamel sos:
1,5 su bardağı şeker
1 çay bardağı su
1 paket krema (200 ml)

Şekeri küçük bir tencereye döküp orta ateşte sürekli karıştırarak 10 dakika kadar yaktım. Kahverengi bir renk aldığı zaman 1 çay bardağı suyu döktüm. O anda kaskatı bir şeker oluyo, fakat kısık ateşte 5 dakika tuttuğunuzda şekerler yeniden eriyor. Erimeyen bazı topaklanmalar oluyo onları süzerek içinden aldım ve bir taşım daha kaynattım. Küçük paket kremayı içine döküp hemen hızlıca karıştırıp ocaktan aldım. Kremayı döktükten sonra fazla kaynatmamaya özen gösterdim. Bu sosuda önce dışarıda sonra buzdolabında beklettim. Buzdolabında daha yoğun daha güzel bir sos oluyor. Eğer çok katı olursa servisten yarım saat önce sosu buzdolabından çıkarın. Tatlı dilimlerinin üzerine dökerek servis yapın :) afiyet olsun...

02 Ocak 2012

ELMALI AY KURABİYE

























Elmalı rulo kurabiyeyi farklı elmalı tarçınlı kurabiyeler ararken internette bir blogda geçen yıl rastlamıştım ve geçen sene kendi blogumla asla ilgilenmediğim için tarifi aldığım sitenin ismini not almayı unutmuşum. O kadar aradım buraya o siteyi en azından link olarak vermek için ama bulamadım :(

Malzemeler:
150 gr margarin
1 yumurta
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı şeker
un
iç malzemesi için: 3 elma, 2 yemek kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı tarçın, 1 çay bardağı kırık ceviz..

Margarin, yumurta, yoğurt ve şekeri biraz unla karıştırarak yoğurmaya başladım. Malzemeler iyice karışınca azar azar un ekleyerek kulak memesi kıvamında ele yapışmayan bir hamur elde ettim. Cevizden az daha minik toplar yaparak tepsiye dizip üzerini bir bezle örterek buzdolabında yarım saat kadar beklettim (hamur kendini toparlaması için)
Bu arada iç malzemesi için elmaların kabuklarını soyup rendeleyip elimle suyunu sıktım. Tavada elmaları 5-10 dakika yumuşayana kadar kavurdum. 2 kaşık şeker,tarçın ve cevizi ekleyip bir köşede soğumaya bıraktım.















Buzdolabından çıkardığım hamur parçalarını yukarıda görüldüğü gibi ince ince yuvarlak açtım, üst tarafa gelcek kısımlara çizgiler attım, alt kısmada iç malzemeden koyup yuvarladım ve ay şeklinde büktüm. 170 derece önceden ısınmış fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirip soğumaya bıraktım ve servis etmeden önce pudra şekeri serptim. (Pudra şekeri için soğumasını bekleyiniz:) afiyet olsunnn...

26 Aralık 2011

Kapama Pilav

























Kapama pilava son zamanlarda çocukların doğumgünlerinde yakın çevremizde çok rastlamış ve inanılmaz beğenmiştim. Tarif ettiklerinde tavuğun ve nohutun üzerindeki prinç tanelerinin nasıl böylesine yumuşacık piştiğine inanamamış ve çok şaşırmıştım. Fakat deneyince gerçekten kolay ve sık sık yapılabilir olduğuna inandım.

Malzemeler:
1 küçük soğan
yarım çay bardağı sıvıyağ
800 gr tavuk eti (minik doğranmış)
1,5 su bardağı haşlanmış nohut
3 su bardağı prinç
4,5 su bardağı sıcak su (tavuk suyu)
tuz
1 çay kaşığı karabiber
100 gr tereyağ

Öncelikle tavuğun but etini minik kuşbaşı doğradım, ardından haşlayıp bir kenarda beklettim. Tavuğu haşladığım suyu pilav yaparken kullandım. 3 su bardağı princide yumuşaması için üzerine biraz kaynar su dökerek bir kenarda 15 dakika beklettim.

1 küçük soğanı minicik yemeklik doğrayarak genişce bir teflon tencerede yarım çay bardağı sıvıyağ ile birlikte soğanlar pembeleşinceye kadar kavurdum. Ardından tavuk etlerini içine atıp soğanlarla hafiften bir karıştırıp tahta kaşığın arkasıyla tencere dibine tavukları iyice bastırdım. Bu aşamada tavuklara 1 çay kaşığı karabiberi serptim.

Ardından haşlanmış nohutları düzgün bir sıra olarak şekilde eşitce tavukların üstüne döktüm. Kaynar suda beklemiş princleride iyice yıkayıp nohutların üzerine yavaş ve dikkatlice döktüm. Ardından bir kenarda beklettiğim sıcak  4,5 su bardağı tavuk suyunu süzerek, princleride çok fazla oynatmayacak biçimde ağır ağır tencereye döktüm. Tuzunu atıp, 100 gr tereyağıda en üste 2-3 parça halinde princin suyuna bıraktım. En kısık ateşte 15 dakika kadar beklettim. Ustalar burda pilav göz göz olmuşsa pişmiştir diyor ama ben yine bir çatal sapıyla dibini hafiften kontrol edip, suyun tamamen çekilmiş olmasına dikkat ederek tencereyi ocaktan aldım. Yarım saat bekledikten sonra düz ve büyükçe yuvarlak bir tabağa pilavı ters çevirdim, servis ettim.

Pilavı ocaktan alınca yarım saat kadar dinlenmeye bıraktımki bu aşama çok önemli, pilav dinlendiğinde prinç taneleri hem biraz soğuyor hemde tencere ters çevirildiğinde pilav bozulmadan kalıp gibi çıkıyor.

Yandaki küçük fotoğrafta ise tavuk didiklenerek yapılmış ve pişirme işlemi başlarken soğanla birlikte minik minik doğranmış kırmızı biber ve yeşil biber, 1 küçük domates rendesi ve çeşitli baharatlarla tavuk tatlandırılarak nohut ve prinç aşamaları devam etmiş, yine aynı düzende pişirilip ters çevirilip servis edilmiş hali :)
Afiyet olsun

22 Aralık 2011

Barbunya Pilaki


























 Barbunyalar piştiği zaman grimsi renginden kurtulmak için kesinlikle önceden 15 dakika haşlanmalı ve o su atılmalı. Kısa bir ayrıntı ama çok çok önemli :)

Malzemer:
1 kg kabukları ayıklanmış taze barbunya
1 su bardağı zeytinyağı
1 soğan
1 çorba kaşığı salça
2 rendelenmiş domates
2 havuç (küp küp doğranmış)
4 küp şeker
tuz
4 su bardağı sıcak su

Ufak bir tencerede barbunyaların üzerine kaynar su dökerek 15 dakika haşladım. Hafiften köpüklü ve grileşmiş olan suyu atıp, süzgeçte barbunlayaların üzerinede temiz bir su döküp pişirilmeye hazır olarak kenarda beklettim.

Minik yemeklik doğranmış soğanı orta boy bir tencerede zeytinyağ ile soğanlar pembeleşene kadar kavurdum. Ardından salçayıda ekleyip biraz çevirdikten sonra 2 rendelenmiş domatesleride katıp 2-3 dakika kadar daha kavurdum. Daha sonra küp küp doğradığım havuçları, barbunyaları, şeker, tuz ve 4 su bardağı sıcak suyu ekleyip 20-25 dakika pişirdim. Barbunyaların yumuşak pişmiş olmasını kontrol ederek, eğer pişmemiş ise biraz daha su ekleyerek pişme süresini ayarlayınız.

Pişme aşamasının ardından servis kabına alıp üzerini strech ile örterek buzdolabında bir gün soğumasını bekleyip servis yaptım. Afiyet olsun.

21 Aralık 2011

PATLICAN RULO ile yeniden :)

Üç buçuk senedir blogumu açtıkça karşıma çıkan domateslerden fenalık gelmişti ve daha fazla dayanamayıp arada bir yazmaya karar verdim. Sitemi o kadar benimsemiş ve öylesine önem veriyordumki saatlerim bilgisayar başında fotoğraf ve blog düzeni vs. işlerle geçiyordu. Tabi belli bir süre sonra yoruldum, sıkıntı bastı, rahata ermek adına bıraktım gitti :)

Ama buraya kadarmış :) dönem dönem yine burda olucam. Ben burayı SE-Vİ-YO-RUUUMMM

Yukarıdaki fotografa gelince, ben patlıcan kızartması ve peynir birleşimine bayılıyoruumm :)

Malzemeler:
4 adet patlıcan
sıvıyağ
1 çay bardağı yoğurt
yarım paket labne peynir
2 yemek kaşığı beyaz peynir yada lor
kırık ceviz
tuz

Patlıcanları soymadan yıkayıp yarım cm kalınlığında ince uzun şeritler kestim. Tuzlu suda biraz beklettikten sonra az sıvıyağ döktüğüm sıcak tavada patlıcanların iki yanını kızarttım. Ardından kağıt peçete serili bir kaba aldığım patlıcanları soğumaya bıraktım.

Daha sonra yoğurt, peynirler ve biraz tuz iyice çatalla ezerek karıştırdım, cevizi ekledim ve patlıcanın bir yüzüne ince bir katman olarak bu karışımı sürdüm. Rulo yapıp düz kısımlar üste gelecek şekilde servis tabağına dizdim ve üzerlerini maydanoz yaprağıyla süslesim.

Eğer servisten bir gün önce yapacaksanız patlıcanları kızarmış haliyle bekletip son gün rulolarını yapmanızı öneririm çünkü patlıcanın suyu peynir karşımını yumuşatabiliyo ve karışım kenarlardan taşabiliyor.

Birdahaki sefer iç malzeme olarak ince bir dilim peynir ile deneyebilirim :) sade ve öz ama çok leziz

18 Temmuz 2008

Domates kokusuyla uyanmak...


Şu küçücük dalların üzüm salkımı gibi dometes verme telaşına bakarmısınız :) Tam yatağımın başucundaki camın önünde gözüm gibi bakıyorum onlara. Bir zamanlarki kuşlarım gibi Sevinçle, heyecanla bekliyorum domateslerimi. Onlarda benim heyacanlı bekleyişimi anlıyolarda sırf beni sevindirmek için mi acaba bu telaşları. Artık yaz geldi cam açık yatıyorum, sabah mis gibi domates kokularıyla uyanmanın mutluluğunu yaşıyorum, bu bile yeter benim için. Bahçem yok ama yaratmaya çalışıyorum. Geçen yıl birkaç fide ektim ve yemeye kıyamadıgım için bu sene daha fazla fideler ektim. Sanırım ben yine yemeye kıyamayacağım.
Sanırım "sevgi" karşılıklı. "Ne ekerseniz onu biçersiniz" ile iş bitmiyomuş onu anladım. Ne kadar sevgi verirseniz karşılıksız kalmıyormuş bunu öğrendim.
Bir hayvanı beslemenin, bir bitki yetiştirmenin, onların yaşamının bana bağlı olduğunu bilmenin bende yaşattığı mutluluğu kelimelerle tarif edemem. "Yaşamının bana bağlı olduğu" satırlarını yazarken aklıma çocuk yetiştirmek geldi. Demek birde çocuğum olsa sevinçten çılgına dönerim herhalde.

25 Mart 2008

Alışmaya çalışıyorum...





















Biliyorum çok oldu, bir türlü yazamadım. Doğumgünümde yazmalıyım derken geçti, dur sevgililer gününde yazayım, olmadı kadınlar günü, hadi o da geçti 18 Mart şehitlerimizi anayım, yok olmadı, olmadı, olmadı.






"Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklerde yükselmeye layıksın"
M.Kemal ATATÜRK





Sanki zaman su gibi akıyor, sanki önümden koşturuyor ve ben uzanıp yakalayamıyorum. Biraz olsun dinlenebilmek için hep bir sonraki haftasonunun hayalini kuruyorum. Ama haftasonu gelince olmuyor, olmuyor, yetmiyor. 2007-2008 öğretim yılının ikinci döneminde ingilizce öğretmenliğine başladım. Artık gün sabah altıda başlıyor ve insanlar güne yeni başladığında benim için gün bitmiş gibi oluyor, hiç halim kalmadığı için günün bitmesini istiyorum belkide.
Alışmaya çalışıyorum, kağıtlarla boğuşmayı öğreniyorum, bir yandan benim adımı neden ezberlemiyorsunuz öğretmenim diye isyan edenlerin isimlerini ezberlemeye çalışıyorum. Kırk kişinin aynı anda konuşarak ne anlatmaya çalıştıklarını çözmeyi öğreniyorum. Boynum ağrıyo lavobaya gidebilir miyim öğretmenim dediklerinde lavobada nasıl sağlıklarına kavuşup geri derse geldiklerini araştırmaya çalışıyorum :) Birde çok merak ediyorum acaba ben mi onlara alışacağım yoksa onlar mı bana? Ya da ben ne kadar dayabileceğim... ????
Eskiden sevdiğim uğraşlar için vakit ayırmaya çalışırdım artık sadece ve sadece kendime vakit ayırmak istiyorum, sadece dinlenmek, dinlenmek istiyorum :(...Büyük değil ufak hayallerim var bidolu. Sabah yürüyüşü yapmak, öğlen uykusuna yatmak, açık havada sevdiklerimle kahvaltı etmek, deniz kenarında beyaz minik bir otelde uyanmak istiyorum, mavi ahşap penceleri ve kapısı olan, yunan evlerinin pencereleri gibi rengarenk çiçeklerle dolu... Eminönüne gidip ayaklarıma ağrılar girene kadar gezmek, Kadikoyden kitap, cd vs almak, sonra Fenerbahçe sahilinde çay içmek, moda sahilinde takıcılara göz gezdirerek dondurma yemek, sonra bir cumartesi akşam üzeri vapurla karşıya geçip Karaköyden tünelle Beyoğluna çıkmak, gezmek gezmek, gezmek ve günün gecesinde arkadaşlarımla eğlenmek istiyorum...Ben yine gece ordan dolmuşla dönerim :) merak etmeyin...

24 Ocak 2008

MUDCAKE DENEMELERİ


















Uzun zaman oldu blogumu güncelleyemedim. Bir dönem pek mutfaga giremedim, bir dönem güzel şeyler yaptım ama fotoğraf makinem yanımda değildi. Son bir haftadır da internet bağlantım yoktu. Kablolar değişti, bilgisayar formatlandı, telekomdan hergün insanlar geldi meğer problem modemden kaynaklanıyormuş. Öylesine girmişki hayatımıza internet, son bir hafta kendimizi büyük boşlukta hissettik. Neyse artık yeni modemimle sorunsuz bağlantıdayım.

Uzan zamandır internet sitelerinde rastladığım mudcake (çamur kek) tarif ve fotograflarının güzelliği beni inanılmaz meraklandırmıştı. İlk deneyeceklerim arasında oldugu için bir ara tüm ceplerimde farklı mudcake tarifleriylle dolaşır olmuştum. En son Nukhet'in blogunda gördüğüm The Australian Women's Weekly- Cakes kitabından denediği Deluxe çikolatalı düğün keklerini denemeye karar verdim. Tahmin ettiğim gibi nemli bir browni tadında yoğun çikolatalı nefis minik keklerim oldu.
Tarifi aşağıda yazdığım ölçülerde denedim ve bu ölçüden 12 adet topkek ve yukarıdaki tartı yaptım. (Tart kalıbım) Birde topkek kalıbına hamuru dökdükten sonra kalan hamuru yarım çay bardağı kırık cevizle karıştırıp o şekilde tart kalıbına boşalttım. Cevizde bence bu tarife çok yakışıyor.
Bu ölçülerle sadece topkek yapmak isterseniz 24 adet kek elde edebilirsiniz.
Mudcake hamuru:
  • 250 gr tereyağ
  • 150 gr bitter çikolata
  • 440 gr toz şeker (yaklaşık 2 su bardağı)
  • 200 ml su (1 su bardağı)
  • 80 ml kahve likörü (ben onun yerine 1 çay bardağı süt kullandım)
  • 1 çorba kaşığı neskafe
  • 260 gr kekun (yaklaşık 2 su bardağı. kekun yoksa normal unun içine bir paket kabartmatozu koyabilirsiniz)
  • 30 gr kakao
  • 2 yumurta


Çikolata, tereyağ, şeker, su, likör ve kahveyi bir tencereye koyup düşük ateşte terayağ ve çikolata eriyip pürüzsüz bir hale gelene kadar ısıtıp, karıştıralım.
Eriyen ve karışan malzemeleri başka geniş bir kaba alarak 15 dakika soğutalım.
Soğuyan karışımın içine unu, kakaoyu eleyelim karıştıralım ardından yumurtayıda ekleyip biraz daha karıştıralım.
Muffin kalıbınızın üzerlerinde bir parmak boşluk kalacak şekilde hamuru paylaştıralım ve önceden ısınmış 170 derecelik fırında 25-30 dakika kadar pişirelim.

28 Aralık 2007

Fındıklı Tarçınlı Minik Kurabiyeler ve 2008 :)


















2008 Yılının Dünyamıza, Ülkemize ve Siz Değerli Dostlarıma Sağlık, Barış, Huzur ve Bereket Getirmesi Diliyorum. Herkese Mutluluklarr....


Yeğenlerim Berkay ve Simay'ın doğumgünüydü geçenlerde. Berkay yine geçen seneki futbol sahası pastasının aynısından isteyince birde Simaya sordum nasıl pasta istersin diye. En sevdiği rengi söyledi yine. "Pembe olsun"
Herzaman yaptığım pandispanya tarifini kullandım. Arasına muz, damla çikolata ve kremşanti. Üzerini ve yanlarını ise çilekli kremşanti sıkarak süsledim. Önceden de aldığım bebekli pasta üzeri süsleri vardı onlarıda ortasına yerleştirip pastayı tamamladım.
Pembe rengi kadar güzel, çikolata tadında bir hayatınız olur umarım, kocaman öpüyorum sizleri..




Yandaki minikler ise leziz mi leziz Ayşem'in kurabiyeleri. Yağmurun doğumgünüde getirmişti kendisi ve o gün yemeye doyamamıştık. Neredeyse bir yıl olacak yeni fırsat bulup yapabildim. Tarife de tam uyunca aynı o günü yaşadım yani :) Teşekkürler Ayşem ve Bebi...

Malzemeler:
250 gr margarin (oda ısısında)
4 çorba kaşığı şeker
1,5 su bardağı dövülmüş fındık
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un (elenmiş)
üzeri için : 2 çorba kaşığı tarçın, 2 çorba kaşığı pudra şekeri

Tarçın ve pudra şekeri hariç tüm malzemeyi iyice yoğurdum. (1,5 su bardağı fındığı da robottan geçirip iyice un haline getirdikten sonra kullandım) Yaklaşık 30 dakika oda ısısında hamuru dinlendirdikten sonra yağlanmış fırın tepsisine minik minik yuvarlaklar yaparak dizdim. 170 derecede önceden ısıttığım fırında yaklaşık 30 dakika pişirdim. Fırından çıkarınca soğumasını bekledim ve bir tabak içerisinde karıştırdığım tarcın ve pudra şekerine tüm kurabiyeleri tek tek buladım. Nefis oldu ...

28 Kasım 2007

Haşhaşlı Çörek

Dün blogları ziyaret için bilgisayar başına geçtiğimde karşılaştığım yazılar karşısında dondum kaldım. Kevgir dergisi için binbir emek harcayan Sevgili Esra hayata veda etmiş :( Başta inanamadım, taziye için blog açılmış onu gördüm yine inanamadım. Elim gidipte dün hiçbiryere yorum yazamadım. O bize güzel bir blog bıraktı arkasında ve bizde O'na Kevgir dergisi Aralık sayısı için sevdiği yemeklerden oluşan bir sayı için kolları sıvadık. Rahat uyu Esra, seni hiç unutmayacağız.




















Malzemeler:
  • 2 su bardağı ılık süt
  • 1,5 su bardağı sıvıyağ
  • 1 paket yaşmaya (42 gr)
  • 1 tatlı kaşığı tozşeker
  • aldığı kadar un
  • içi için:
  • 2 kase dövülmüş haşhaş
  • sıvıyağ
  • üzeri için 1 yumurta
Ilık süt ve mayayı karıştırdım, içerisine mayayı atıp 10 dakika kadar bekledim. Ardından sıvıyağ ve mayalı sütü genişce bir kaba alıp un ekleyerek yoğurdum. Ele yapışmayan bir kıvama gelene kadar un ekledim. Daha sonra 45 dakika kadar ılık ortamda üzerini örterek mayalanmasını bekledim.
Dövülmüş haşhaşın üzerine çıkacak kadar sıvıyağ ekleyip karıştırdım.
Tezgah üzerinde hamuru 3-4 mm kalınlığında açıp üzerine ince bir şekilde haşhaş sürüp bütün yuvarlağı aşağıdan yukarı doğru rulo yaptım. Üçer parmak aralıklarla kesip tepsiye dizdim. Tepsiye dizdikten sonra tekrar mayalanması için 20 dakika bekledim ve üzerine çırptığım yumurtayı sürüp önceden ısıtılmış fırında 175 derecede pişirdim.

31 Ekim 2007

ERİKLİ İRMİK TATLISI






















Bu tatlının tarifi Oktay Usta'dan. Hepimizin bildiği irmik tatlısının erikle beraber bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim.

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 7 yemek kaşığı irmik
  • 1 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket vanilya
  • üzeri için :
  • 1 paket toz kremşanti
  • 1 su bardağı süt
  • 8-9 adet iri siyah erik
  • 1 çay bardağı tozşeker
  • 1 çay bardağı su
Süt, irmik, nişasta, 1,5 su bardağı şeker ve vanilyayı bir tencereye alıp sürekli karıştırarak pişirdim. Kaynamaya başlayınca ateşten alıp dikdörtgen bir borcama döküp oda ısısında soğumasını bekledim.
İrmik tatlısı soğurken 1 bardak süt ile toz şantiyi iyice çırpıp buzdolabında 5-10 dakika kadar beklettim.
Bu sırada erikleri ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkardıktan sonra iç kısımları alta gelecek şekilde bir tavaya dizdim. Üzerlerine 1 çay bardağı şeker ve suyu ilave ederek güzel bir renk alıncaya kadar pişirdim.
İrmik tatlısı soğuduğunda çırptığım kremşantiyi düzgünce üzerine yaydım. Her bir porsiyona bir erik gelecek şekilde erikleri şantinin üzerine dizebilirsiniz. Yada erikleri servis esnasında dilimlerin üstüne koyup servis edebilirsiniz.

22 Ekim 2007

Yeter artık















Başta şehit aileleri olmak üzere tüm Türkiye'nin başı saolsun diyorum.
Dün sabah televizyondan gelen acı haberlerle yine içimiz acıdı, yüreğimiz yandı ama artık bu kadarıda fazla diyerek kendimi bir nefes almak için dışarı attım. Hava soğuk, sokaklar sessiz, yağmur hafif hafif yağmaya başlarken uzaktan gelen bir ses vardı, bir grup teröre lanet yağdırıp acısını anlatır gibiydi. Durup bekledim. Kırmızı beyaz renklere boyanmış kalabalık bir grup evimin önüne doğru yaklaşırken saygıyla bekledim. Gözlerim doldu ama aklım televizyonda, haberlerdeydi. Duramadım, geri eve döndüm.

Askerlerimiz sırtlarında 30 kg yükle o vadilerde saatlerce yürürken, bu ülke toprakları için şehit olurken ne yaptık? Ne yazıkki Türbanı tartıştık... Sonuç ne oldu? Şehit sayımız gün gün arttı. Şimdi ne oluyo? Bushu bekliyoruz.. Sonuç? Sonuç 5 Kasıma kadar aynı :(
ARTIK YETER !

17 Ekim 2007

KADAYIF HALKALARI


























Bir bayram daha geldi geçti ve ben bayram tebriği bile yazamadım bloguma ama yinede bayram tebriği mailleri ve yorumları için herkese çok teşekkür ediyorum.

Annem ve babam ah nerde eski bayramlar dediğinde aman amma abartıyorlar ne varki bayramlarda sürekli değişien diye düşünürdüm. Meğer nesiller değişiyormuş, nesiller değişince roller de değişiyormuş ve eski bayramların özlemi en çok bu yüzdenmiş. Bizde bayram sabahı kahvaltısının hele ki bayram çöreğinin mis kokularıyla uyanmanın önemini anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.
Her sabah bütün aile babaannemde toplanırdık sonra günün ilerleyen saatlerinde hepimiz oradan dağılırdık. Bu bayram onu yapamadık malesef :( çocukları arasında en büyüğünde yani bizim evde toplanıp kahvaltı yaptık.
Bu gösteriyor ki artık biz torunlar için bile eski bayramların özlemi böylece başlamış oldu...

Malzemeler :
  • 2 yufka
  • 400 gr kadayıf
  • 1 su bardağı ceviz
  • 125 gr tereyağ
  • şerbeti için:
  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • 2-3 damla limon suyu
Şerbet için şekeri ve suyu bir tencerede kaynattım. Kaynamaya başladıktan 10 dakika sonra limon suyu damlatıp 2-3 dakika sonra ateşten aldım ve oda ısısında soğumaya bıraktım.

Tereyağı eritip biraz soğuttum ve en son üstlerine sürmek için yağdan biraz kenara ayırdım. Kalan yağı kadayıfların üzerine döküp bir tepsi içerisinde didikledim. Yufkaları ortadan ikiye bölüp yağlanmış kadayıfları yufka üzerine serptim. Kırık cevizdende biraz serptikten sonra yufkanın yuvarlak yerinden başlayıp düz kısma kadar sıkıca sardım. Bıçakla iki parmak kalınlığında kesip dik dik yağlanmış tepsiye dizdim. 4 parça yufkayıda bu şekilde sardıktan sonra kenara ayırdığım yağdan fırça ile üzerlerine tereyağ sürüp önceden ısıttığım 180 derece fırında kızarana kadar pişirdim.

Fırından çıkınca yaklaşık 1 dakika kadar bekleyip soğuk şerbeti döküp çekmesini bekledim. Tatlı sıcak, şerbet soğuk olacak. Her halkanın üzerine file fındık, fıstık, hindistan cevizi veya bir çay kaşığı kaymak yada yanına bir top dondurma ile servis edebilirsiniz. Mutlaka deneyin derim hem çok lezzetli hem yapımı kolay.

05 Ekim 2007

Kuşlar...





















Aynen Yaşar'ın Kuşlar adlı şarkısının sözlerindeki gibi oldu bu kez "kuşlar her baharda gelirler ama sonbaharda göçerler aşkım"
İki ay önce gelen misafirimiz tek kişiydi ama üç kişi olarak sonbaharda göçüp gidecek. Çok alıştık onlara, minik fincanla yanlarına su koyup, kartonla güneşi kesmeye çalıştık hep. Domates reklamında adam balkonundaki tek domatesi şemsiyesi ile yağmurdan koruyorduya hani aynen öyle.






















Ben onları dış etkenlerden korumak için uğraşırken annem onları ürküttüğümü ve annesinin yavrularını terkettiğini söylediğinde çok üzülmüştüm. Ama biryandan da hiçbir anne yavrusunu terk etmez diye kendimi avuturken ertesi gün annelerinin geldiğini görünce nasıl mutlu oldum anlatamam.
Sanırım son kez yavrularını doyurdu ve uzaktan onları izliyor. Onlar artık kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar, yavaş yavaş uçma vaktide geldi hani...
Onları giderlerken son kez görmeyi çok istiyorum çünkü bu kez gidenler beni sevindirecek, ağlatmayacak...

18 Eylül 2007

Benim Babaannem Melek

Hiçbirşeyi yoktu tontişimin, birdenbire hastalandı geçen ay... Hastanede geçirdiğimiz 16 gün ardından melek yüzlümüzü kaybettik.

Öyle şirin bir insandı ki şuanda bu yazıyı yazarken içim acıyor, boğazım düğümleniyor ama yüzümde hep bir tebessüm var. Çünkü O bize içimizde fırtınalar bile kopsa yüzümüzdeki ifadenin hep güller açmasını öğretmişti, kendiside hep öyleydi.

Son gün birşey daha öğretti gitmeden önce. İnsanın ölüme karşı çaresizliği...
Hiç düşünemedik böyle olacağını be babaanecik. Herşey için binlerce kez teşekkür ederim sana, mekanın cennet olsun, seni çok seviyorum tontişim...

22 Ağustos 2007

BLOGUM 1 YAŞINDA


Daha dün gibi hatırlıyorum bloguma ilk başladığım günleri. Heleki 22 Agu 2006 ilk yazımı yazarken, ilk fotografı eklerken büyük heyecan ve tereddütle basıyordum klavyenin tuşlarına. Blog kullanmayı öğrenmek için rastgele deneme yazılarını bile olurda internette yayınlanırda silemezsem diye inanılmaz dikkatli davranıyordum :) Halbuki yanlış olsun ne olacak, Merkez Bankası hesaplarını tutmuyorum ya burda :) Şimdi gülüyorum ama işte herşeyin ilki gibi o günlerde güzel anılarda kaldı yukarıdaki minik kareler gibi...

Fotoğraflar olsun, ziyaretciler olsun, paylaşımlar olsun, yorumlar tüm herşey tüm yaşanılanlar hepsi çok güzeldi. Blogumu takip eden, yorum bırakan, tariflerimi deneyen ve bana yardım eden tüm herkese çok teşekkür ediyorum.






















Bu pasta ise blogumun 1. yaş pastası. Şeker hamuruyla çiçekli pasta yapmak isteyen yeğenlerimle biraraya geldiğimizde yaptık. Yaz günü neşesinde olsun istedik rengarek, içimizden geldiği gibi...

25 Temmuz 2007

Tatildeyim..


























Kış boyunca bizim parkta işte böyle eğlendim. Yaz tatilimi düşündüm hep. Gözlerimi kapattım ve kendimi su kaydıraklarından hızla kayıyormuş gibi hissedip serin bir suya düşeceğimi hayal ettim. İşte o günler geldi ve ben gidiyorum. Ağustosun ilk haftası döneceğim, arkamdan su dökmeyin dönmek istemiyorum :(

05 Temmuz 2007





















Yaklaşık bir iki aydır bizim evde bir diyet furyasıdır gidiyor. Diyet listeleri yüzünden buzdolabı görünmüyor, çeşit çeşit otlar kaynatılıyor, gündüz yürüyüş bandı hiç durmaksızın çalışıyor akşam güneş batınca yürüyüşler sahilde devam ediyor. Aman kimse mutfağa girmesin, kesinlikle hamur işi yapılmasın diye mutfak arada bir gözetleniyor.

Benim çılgınca diyet yapmak gibi bir niyetim yoktu. Yürüyüşe gidiyoruz hadi derler giderim, bunu yiyeceksin derler yerim. Zaten kollarımda beliren birkaç sivilce yüzünden doktora gitmiştim geçenlerde ve kızartma, kola, çerez, cips, çikolata herşey yasaklandı. Farkında olmadan üç kilo da benden gitmiş.

Bana göre kilo vermenin basit üç kuralı var. Birincisi ara öğünleri atlamamak, ikincisi akşam yemeğini hafif yedikten sonra gece yatana kadar asla birşeyler yememek birde hergün 45 dakika yürümek. Sabah ve öğlen yemeklerinde çok fazla aç kalmaya işkenceye pek gerek yok.

Böyle işte anlamışsınızdır bu aralar blogumu güncelleyememin sebebini. Yukarıdaki pasta ise ağabeyimin doğumgünü için yapıldı. İnce birer dilimle kaçamak yaptık hepimiz. Coccolat pastanesinin sitesinde civcivli pastayı görünce çok hoşuma gitmişti. Hülya da geçenlerde benzerini yapınca kıskandım :) Pasta minik bir pasta oldugu için birkaç civcivle bitirdik süslemeyi...

25 Haziran 2007

Mutlu bir haftasonu :)



















Haftasonu demek bana sadece pazar gününü çağrıştırır çünkü geç saate kadar süren iş günlerinden biri demek cumartesi :( Fakat geçtiğimiz cumartesi günü öylesine mutluydum ki, çikolatalı pasta grubundan ortak zevklere sahip birçok bayan bir araya geldik. Sevgili Burcu'nun yeni açmış olduğu Kızıltoprak Bake Shop'da buluştuk. Güleryüzüyle herkesi hoş tutabilen ve misafirperverliğiyle kapılarını sonuna kadar bize açan Burcu'ya kocaman teşekkürler...

Sanki hepimiz birbirimizi daha önceden tanıyormuşcasına rahat ve keyifli saatler geçirdik. Birde Sevgili Ebru'nun Kanal24 de yayınlanmak üzere organize ettiği kısa bir video çekimi yapıldı. Bu keyifli saatleri aşağıdaki video çekimi ile ölümsüzleştiren herkese de ayrı ayrı teşekkürler...



Nukhet, Burcu, Aylin, Esra, Oya, Özlem, Ebru ve hatta şuan için isimleri aklıma gelmeyen herkese bu güzel geçen gün için çok teşekkür ediyorum sizlerle tanışmaktan çok memnun oldum. Umarım bu buluşmalar sık sık tekrarlanır, umarım uzaklarda olup bu hobi ile uğraşan herkes birgün Bake Shop'da böylesi güzel bir gün geçirir. Ayrıca bir teşekkürüm daha var Nukhet'e. Çook uzaklardan Dubai'den söz veripte getirdiği çiçek seti için. O set ile yapacağım tüm çiçekleri sana ve kızlarına ithaf ediyorum şimdiden. Sevgiyle kal...

11 Haziran 2007

NİŞAN PASTASIIIIIII


























Dana önce hiç böyle büyük bir pasta tecrübem olmamıştı. Kafamda birçok soru işaretleriyle başladım, çünkü deneyimim olmayan birçok şey düşünmüştüm bu pasta için. İkinci ve üçüncü katlar arasındaki ayırıcılar olsun, üzerindeki tellerle çıkardığım kalpler olsun hepsi yeni deneyimlerdi benim için. Ama bir aydır yaşadığım heyecan ve tereddütler hep boşunaymış çünkü pastayı yaparken herşey o kadar rast gittiki hiç sorun yaşamadım. Sanki her yaptığımı daha önce denemişim veya bir kurstan öğrenmişim gibiydi.

Nişan 100 kişilik bir nişandı ve ben o kadar kişi için hiç pasta yapmadığım için davetlilere ikram edilmek üzere büyük bir kare şeklinde pasta sipariş edilmişti. Fakat fotograflarda güzel çıkması açısından ve nişanlanan çiftimizin kıyafetlerine uygun olması açısından bu pastayı da ben yapayım dedim. Pastanın alt iki katı maket (strafor). En üst katı gerçek.

Önce taşıyıcı straforu ve ardından alt iki katı ayrı ayrı şeker hamuru ile kapladıktan sonra hepsini üst üste düzgün bir şekilde yerleştirdim. Bu arada büyük pastaları kaplamak için fazla miktarda şeker hamuru ile çalışmak gerekiyor bunu öğrendim. Pastanın taşıyıcısı olan 3 cm lik straforun kenarını çevrelemek için organze kurdele almaya tuhafiyeye gittiğimde ince pembe bir lastik üzerine dikilmiş organze fırfırları görünce çok begendim ve hemen aldım. Hatta üzerinin süslemesi için hazırladığımız kalpleri bile o renge göre ayarladık. Herşey pasta üzerindeki en ufak bir ayrıntıya bağlı olarak gelişti, hepsi birbirine çok uyumlu oldu.






Pastanın daha güzel görünmesi ve yüksek olması için aklıma gelmişti ayırıcılar. 4 cm kalınlığında 10 cm yüksekliğinde 3 tane çubuk strafor kestirip onlarıda şeker hamuruyla kapladım. Bu arada şeker hamuru hazırlamak ve pasta üzerinde çalışmak için ayrıntılı bir anlatım için burayı tıklayabiliriniz.
Daha sonra ayırıcıların üzerine en üst kat pastayı oturtmak için bir strafor daha koydum ve tüm katların sabit durması için iki tane uzun çöp şişi bitişik bir şekilde yukarıdan aşağı doğru çekiç ile çaktım. Pastanın maket kısımları yaparken çekiçle falan girişebiliyorsunuz fakat gerçek pasta yerleştikten sonra biraz nazikleşmek şart :)




Sıra geldi en üst yani gerçek pasta katına. Bu katıda ince bir beyaz karton üzerinde yapmayı düşündüm ki en üste yerleştirmek için kaldırdığımda kolay taşıyabileyim. Pastayı şeker hamuru ile kapladıktan sonra üzeri için 15-20 cm boyunda kestiğim tellere minik kalpler taktım. Kuruduklarında düşmemesi için telin ucunu pense ile minik kıvırıp büktüm (Kalplerin en altında tek bir tel kullanıma hazır görünüyor) Bu telleri ise nalburdan aldım. Babamın düşüncesine göre kiremit bağlama teliymiş bunlar. Elimle pastanın üzerinde kalacak olan kısımlara hafif eğim vererek pastanın ortasına sapladım.






















Alt ve üst katları ayrı ayrı hazırladıktan sonra bütünleştirdim ve bu şekilde taşımanın biraz zor olacağını düşünerek tekrar üst katı ayrı bir tabağa aldım. İkisini ayrı ayrı götürdük ve nişanın yapılacağı yerde en üst katı yerleştirdik. Birde üst kat pastayı yerleştirdikten sonra pastanın tabanındaki beyaz kartondan (kenarlardaki bir cmlik yerden) taşıyıcı straforun içine doğru birkaç iğne batırarak sabitledim. Çünkü yüksek olması ve aradaki ayırıcılar benim biraz gözümü korkutmuştu açıkcası o yüzden sağlam çalışmak istedim.

31 Mayıs 2007

MİNİK SUSAMLI SİMİTLER





















Kandil simidi tadında bu gevrek minik simitler benim çok hoşuma gidiyor. Çok önceden yaptığımda fotografını çekip bir dosyaya atmıştım, unutmuşum. Geçenlerde yine misafirlerimiz için yaparken aklıma geldi fotograf hala duruyorsa tarifi de yazayım artık dedim.

Malzemeler:
  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 125 gr tereyağ (eritilip, soğutulacak)
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurta (sarısı içine, beyazı üzerine)
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldıgı kadar un
  • susam
Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeleri yoğurma kabına toplayıp hafiften karıştırıyorum. Ardından kabartma tozu ile birlikte unu ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyorum. Ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimle ince uzun rulo yapıyorum ve iki ucunu birleştirip üst yüzünü önce yumurta akına, ardından ufak bir tabağa döktüğüm susama batırıp tepsiye diziyorum.
Önceden ısıttığım 175 derecedeki fırında ortalama 20 dakika kızarana kadar pişiriyorum.

29 Mayıs 2007

İNCİRLİ CEVİZLİ TATLI


























Annem bilgisayar başına geçince fazla sürmez iki dakika sonra fenalıklar gelir, hiç ama hiç hoşlanmaz. Arada sırada mutlaka görmesini istediğim birşey olunca yalvar yakar zorla çağırırım ve kapının kenarından göz ucuyla bakarak "hımmm, eeee, tamam sonra bakarım" gibi birşeyler fısıldar. Ayda ortalama bir kez ziyaret ettiği tek site vardır portakalagaci.com. Sebebi ise Hatice hanımında çerkez olmasıymış, merak ediyomuş farklı bir çerkez yemeği yayınlarmı diye. Geçen gün yine kendi kendine bilgisayarı açmış ve yemek sitelerini gezmiş. Ve yine sevdiği sitedeki İncirli Tatlıyı görünce hoşuna gitmiş, misafirlerim gelince yaparım diye bir kağıda not edip saklamış :)

Dün gece bugün gelecek olan misafirleri için beraber yaptık. Aslında buzdolabında 4-5 saat en az beklemeliydi ama ben dayanamadım. Annemin "bekle biraz soğusuuun" çığlıkları eşliğinde tadına bakmak için bir dilim aldım ve fotografınıda çektim. Ben çok çok beğendim. Klasik hepimizin alışık olduğu etimekli tatlıya benziyor fakat cevizler, incirler ve kahve kokusu çok güzel ve değişik bir tat katmış.

Malzemeler:
  • Kek için:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardağı ceviz içi
  • 6 adet kuru incir (ılık suda bekletilip minik minik doğranmış)
  • Şerbeti için:
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı nescafe
  • yarım su bardağı şeker
  • Muhallebi için:
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 lt süt
  • 5 yemek kaşığı tozşeker
  • 50 gr tereyağ
  • piştikten sonra 1 paket krem şanti
Kek için yumurta ve şekeri iyice çırptım. Cevizi, unu, kabartma tozunu ekleyip karıştırdım. En son inciri ekleyip dikdörtgen borcama dökün ve 160C de pişirdim.
Kek pişerken muhallebiyi hazırladım. Nişasta, şeker ve unu bir tencereye alıp yavaş yavaş sütü ekleyerek sürekli karıştırdım ve orta ateşte kaynayana kadar pişirdim. İnmesine yakın tereyağ ekleyip iyice karıştırdım ve ateşten alıp biraz soğumasını bekledim. Bir kenarda hafif soğuduktan sonra kremşantiyi ekleyip mikserle iyice çırptım.
Kek fırından çıktıktan sonra 3-4 dakika havalandırıp pişirmeden karıştırarak hazırladığım şerbeti kaşıkla üzerine döktüm.
10 dakika kadar iyice soğumasını bekleyip kekin üzerine muhallebiyi sürdüm. O anda evdeki fındıklarıda tatlının üzerinde değerlendirdim.
Servis etmeden önce buzdolabında en az 4-5 saat bekletmeyi unutmayın.