31 Ekim 2007

ERİKLİ İRMİK TATLISI






















Bu tatlının tarifi Oktay Usta'dan. Hepimizin bildiği irmik tatlısının erikle beraber bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim.

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 7 yemek kaşığı irmik
  • 1 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket vanilya
  • üzeri için :
  • 1 paket toz kremşanti
  • 1 su bardağı süt
  • 8-9 adet iri siyah erik
  • 1 çay bardağı tozşeker
  • 1 çay bardağı su
Süt, irmik, nişasta, 1,5 su bardağı şeker ve vanilyayı bir tencereye alıp sürekli karıştırarak pişirdim. Kaynamaya başlayınca ateşten alıp dikdörtgen bir borcama döküp oda ısısında soğumasını bekledim.
İrmik tatlısı soğurken 1 bardak süt ile toz şantiyi iyice çırpıp buzdolabında 5-10 dakika kadar beklettim.
Bu sırada erikleri ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkardıktan sonra iç kısımları alta gelecek şekilde bir tavaya dizdim. Üzerlerine 1 çay bardağı şeker ve suyu ilave ederek güzel bir renk alıncaya kadar pişirdim.
İrmik tatlısı soğuduğunda çırptığım kremşantiyi düzgünce üzerine yaydım. Her bir porsiyona bir erik gelecek şekilde erikleri şantinin üzerine dizebilirsiniz. Yada erikleri servis esnasında dilimlerin üstüne koyup servis edebilirsiniz.

22 Ekim 2007

Yeter artık















Başta şehit aileleri olmak üzere tüm Türkiye'nin başı saolsun diyorum.
Dün sabah televizyondan gelen acı haberlerle yine içimiz acıdı, yüreğimiz yandı ama artık bu kadarıda fazla diyerek kendimi bir nefes almak için dışarı attım. Hava soğuk, sokaklar sessiz, yağmur hafif hafif yağmaya başlarken uzaktan gelen bir ses vardı, bir grup teröre lanet yağdırıp acısını anlatır gibiydi. Durup bekledim. Kırmızı beyaz renklere boyanmış kalabalık bir grup evimin önüne doğru yaklaşırken saygıyla bekledim. Gözlerim doldu ama aklım televizyonda, haberlerdeydi. Duramadım, geri eve döndüm.

Askerlerimiz sırtlarında 30 kg yükle o vadilerde saatlerce yürürken, bu ülke toprakları için şehit olurken ne yaptık? Ne yazıkki Türbanı tartıştık... Sonuç ne oldu? Şehit sayımız gün gün arttı. Şimdi ne oluyo? Bushu bekliyoruz.. Sonuç? Sonuç 5 Kasıma kadar aynı :(
ARTIK YETER !

17 Ekim 2007

KADAYIF HALKALARI


























Bir bayram daha geldi geçti ve ben bayram tebriği bile yazamadım bloguma ama yinede bayram tebriği mailleri ve yorumları için herkese çok teşekkür ediyorum.

Annem ve babam ah nerde eski bayramlar dediğinde aman amma abartıyorlar ne varki bayramlarda sürekli değişien diye düşünürdüm. Meğer nesiller değişiyormuş, nesiller değişince roller de değişiyormuş ve eski bayramların özlemi en çok bu yüzdenmiş. Bizde bayram sabahı kahvaltısının hele ki bayram çöreğinin mis kokularıyla uyanmanın önemini anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.
Her sabah bütün aile babaannemde toplanırdık sonra günün ilerleyen saatlerinde hepimiz oradan dağılırdık. Bu bayram onu yapamadık malesef :( çocukları arasında en büyüğünde yani bizim evde toplanıp kahvaltı yaptık.
Bu gösteriyor ki artık biz torunlar için bile eski bayramların özlemi böylece başlamış oldu...

Malzemeler :
  • 2 yufka
  • 400 gr kadayıf
  • 1 su bardağı ceviz
  • 125 gr tereyağ
  • şerbeti için:
  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • 2-3 damla limon suyu
Şerbet için şekeri ve suyu bir tencerede kaynattım. Kaynamaya başladıktan 10 dakika sonra limon suyu damlatıp 2-3 dakika sonra ateşten aldım ve oda ısısında soğumaya bıraktım.

Tereyağı eritip biraz soğuttum ve en son üstlerine sürmek için yağdan biraz kenara ayırdım. Kalan yağı kadayıfların üzerine döküp bir tepsi içerisinde didikledim. Yufkaları ortadan ikiye bölüp yağlanmış kadayıfları yufka üzerine serptim. Kırık cevizdende biraz serptikten sonra yufkanın yuvarlak yerinden başlayıp düz kısma kadar sıkıca sardım. Bıçakla iki parmak kalınlığında kesip dik dik yağlanmış tepsiye dizdim. 4 parça yufkayıda bu şekilde sardıktan sonra kenara ayırdığım yağdan fırça ile üzerlerine tereyağ sürüp önceden ısıttığım 180 derece fırında kızarana kadar pişirdim.

Fırından çıkınca yaklaşık 1 dakika kadar bekleyip soğuk şerbeti döküp çekmesini bekledim. Tatlı sıcak, şerbet soğuk olacak. Her halkanın üzerine file fındık, fıstık, hindistan cevizi veya bir çay kaşığı kaymak yada yanına bir top dondurma ile servis edebilirsiniz. Mutlaka deneyin derim hem çok lezzetli hem yapımı kolay.

05 Ekim 2007

Kuşlar...





















Aynen Yaşar'ın Kuşlar adlı şarkısının sözlerindeki gibi oldu bu kez "kuşlar her baharda gelirler ama sonbaharda göçerler aşkım"
İki ay önce gelen misafirimiz tek kişiydi ama üç kişi olarak sonbaharda göçüp gidecek. Çok alıştık onlara, minik fincanla yanlarına su koyup, kartonla güneşi kesmeye çalıştık hep. Domates reklamında adam balkonundaki tek domatesi şemsiyesi ile yağmurdan koruyorduya hani aynen öyle.






















Ben onları dış etkenlerden korumak için uğraşırken annem onları ürküttüğümü ve annesinin yavrularını terkettiğini söylediğinde çok üzülmüştüm. Ama biryandan da hiçbir anne yavrusunu terk etmez diye kendimi avuturken ertesi gün annelerinin geldiğini görünce nasıl mutlu oldum anlatamam.
Sanırım son kez yavrularını doyurdu ve uzaktan onları izliyor. Onlar artık kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar, yavaş yavaş uçma vaktide geldi hani...
Onları giderlerken son kez görmeyi çok istiyorum çünkü bu kez gidenler beni sevindirecek, ağlatmayacak...