Tuzlular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuzlular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2007

MİNİK SUSAMLI SİMİTLER





















Kandil simidi tadında bu gevrek minik simitler benim çok hoşuma gidiyor. Çok önceden yaptığımda fotografını çekip bir dosyaya atmıştım, unutmuşum. Geçenlerde yine misafirlerimiz için yaparken aklıma geldi fotograf hala duruyorsa tarifi de yazayım artık dedim.

Malzemeler:
  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 125 gr tereyağ (eritilip, soğutulacak)
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurta (sarısı içine, beyazı üzerine)
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldıgı kadar un
  • susam
Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeleri yoğurma kabına toplayıp hafiften karıştırıyorum. Ardından kabartma tozu ile birlikte unu ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyorum. Ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimle ince uzun rulo yapıyorum ve iki ucunu birleştirip üst yüzünü önce yumurta akına, ardından ufak bir tabağa döktüğüm susama batırıp tepsiye diziyorum.
Önceden ısıttığım 175 derecedeki fırında ortalama 20 dakika kızarana kadar pişiriyorum.

12 Şubat 2007

GÜNEŞİN GÖZ KIRPTIĞI BİR KIŞ GÜNÜ & EN KOLAY MEYVELİ PASTA























Tüm dünya yaşadığımız küresel ısınmadan dolayı tedirgin, tartışmalar hep 5-10 yıl sonrasında neler olacağına dair iken günden güne daha çok hissettiğimiz ısınma akıllardaki bu süreyi dahada kısalttı. Artık önümüzdeki sene değil önümüzdeki aylarda bile ne gibi sonuçlarla, sorunlarla karşılaşacağımızı düşünür ve tedirgin yaşar olduk.

Ama yinede pazar gününü muhteşem kılan güneşli havalara doyamam. Ben küçüklüğümden beri hep pazar günlerini çok sevmişimdir. Çünkü o gün baba evdedir ve bilirimki mutlaka bizi gezdirecektir :) Dün yine güneşin göz kırptığı, insanların cıvıl cıvıl sokakları doldurduğu birgün geçirdik. Annemle sahile doğru ufak bir yürüyüş yaptık, sahilden dolup dolup boşalan ada vapurlarını gördükçe içim gitti. Adada inmesem bile sırf gidip gelmek, o manzaranın içinde yarım saatlik ufak bir yolculuk etmek bile yeterdi bana ama akşam üzeri misafirimiz gelecekti. Bizim ailenin birkaç gencini kendim davet etmiştim. Hatta büyük hevesle davet etmiştim hani pazar günüya, hani evdeyimya, rahat rahat kendi ellerimle birşeyler hazırlayıp ardından masaya hepberaber oturup saatlerce muhabbet edecektim :) Aynen düşündüğüm gibi oldu, belki çok fazla çeşit yapmadım ama biraraya gelmek muhabbet etmek herşeye değerdi.


Pastaya gelince, bu pastayı kolay kılan tamamen kalıbın marifeti. Çabucak bir pasta yapmak isterse canım bu tart kalıbı yetişir imdadıma. Yandaki fotograf ise yine acil pasta ihtiyacımız oldugu zamanlarda bu kalıp ile yapmış oldugum pasta. Aslında bu kalıbı hafif yumuşak hamurlu tartlarda kullanıyorum. Ne çok sert, ne de kek gibi yumuşak. Ama böyle bir pasta yapmak istersem direk pasta keki yani pandispanya pişirip ters çeviriyorum ve ortasındaki boşluğu pasta malzemeleriyle dolduruyorum. Hem evdeki az malzemelerle yapılabiliyor hemde oldukça lezzetli.





Meyveli Pasta Malzemeleri:
  • Pandispanya için:
  • 3 yumurta
  • 2 kahve fincanı tozşeker
  • 3 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 1 kahve fincanı un
  • Kreması için:
  • 1,5 su bardağı süt
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1,5 yemek kaşığı un
  • 1,5 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket vanilya
  • Krema üzeri için mevsim meyveleri ve tart jölesi
(Ölçüde geçen fincan küçük türk kahvesi fincanıdır)
Fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlıyoruz.
Yumurtanın sarılarını ve aklarını ayrı ayrı kaplara alıyorum. Yumurta aklarına azıcık bie sarısı karışmayacak. Ardından akları mikserin en yüksek ayarında kar gibi olana kadar iyice çırpıyorum ardından bir fincan tozşekeri ekleyip çırpmaya devam ediyorum. Diğer tarafta yumurta sarılarını bir fincan şeker ve sıvıyağla birlikte şekerler eriyene kadar iyice çırpıyorum. Daha sonra sarıları ve akları birleştirip üzerilerine bir fincan unu eleyip bir kaşıkla ağır ağır karıştırıyorum. (Köpük gibi kabaran yumurta aklarının sönmemesine özen göstererek)



Sadece tabanını yağlayıp unladığım kalıba hamuru döküyorum ve önceden ısınmış fırında 30-35 dakika kadar pişiriyorum. Fırından çıkarır çıkarmaz tel ızgara üzerine hemen kalıbı ters çevirerek soğumaya bırakıyorum. Aksi taktirde soğuma esnasında kekin ortası çökme yapabiliyor. Tamamen soğuduğunda ters çevirip kalıptan çıkartıyorum.




Pandispanya soğurken kremayı hazırlıyorum. İsterseniz yarım paket krem şanti veya cremolede kullanabilirsiniz. Krema için gerekli tüm malzemeleri ufak bir tencereye alıp sürekli karıştırarak puding gibi pişiriyorum. Kremayı sürmek içinde arada karıştırarak 6-7 dakika hafif ılıklaşmasını bekliyorum. Pandispanyanın ortasındaki yuvarlak girinti bölüme bu kremayı düzgünce sürüp buzdolabında yarım saat kadar soğuması için bekletiyorumki üzerindeki meyveler kremanın içine gömülmesin.
Tamamen soğuyunca üzerine evde olan meyveleri yerleştiriyorum. Uzun zamandır dolapta küçük meyve konservesi vardı ortasına onları kenarlara ise mandalinaları dizdim. Mandalinaların dışındaki beyazlıklar ısrarla çıkmamak için inat ettiler. Ben en üste 1 paket tart jölesini üzerinde yazan tarife göre hazırlayıp kaşıkla ılıkken döktüm. Hem meyveler kuruma yapmıyor hemde parlak güzel bir görüntü oluşuyor.

























Bu patatesli börekleride yine daha önceden hazırlayıp buzluğa koymuştuk. Tarifi burada
Fakat ordaki tariften tek farkı iki yufkayı üstüste koyarak sardım. Verdiğim tarifte bir yufkayı dörde bölüp kullanmıştım yine dörde böldüm ama iki tane üçgen parçayı üstüste koyarak, arasını ve üstünüde yağlayarak iç malzemesini koyup sardım. Bu şekilde daha çıtır çıtır daha dolgun böreklerim oldu.






















Havuçlu Kabak Salatası:
  • 3 adet orta boy kabak
  • 3 adet orta boy havuç
  • 4 kaşık yoğurt
  • 3 kaşık mayonez
  • 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
  • 1 avuç dereotu
  • tuz
Havuç ve kabakları yıkadıktan sonra ikisinide derince bir kaba rendeliyorum. Hepsini rendeledikten sonra 2-3 kısıma ayırıp avucumla sularını sıkıyorum. Daha sonra içine diğer tüm malzemeleri katıp karıştırıyorum. Kimi yörelerde borani olarak adlandırılan çok lezzetli bir mezedir.

26 Eylül 2006

AVCI BÖREĞİ

Avcı böreği lezzeti bakımından bana içli köfteyi anımsattığı için çok seviyorum. İçli köfte ; yapılırken büyük özen ve ustalık isteyen, özelliklede zaman isteyen güneydoğu bölgemize özgü leziz bir yemektir. Söylenenlere göre içli köftenin aslı yuvarlak ve yassı şeklinde olanmış. Benim için şekil değil, lezzeti herşeyin üzerindedir. Teyzemde öğrenmiştim, zamanım olduğunda mutlaka yapılacaklar arasında...

Bu fotografta görünen gerçek gibi olmasada tadını andıran avcı böreği yani bana göre kolay içli köfte. Annem herzaman bunu bolca yapıp derin dondurucuda saklar ve acil misafir geldiğinde hemen çıkartıp kızartır. Tadı gerçekten çok güzel. Çalıştığım için gerçek bir içli köfte yapmaya pek vaktim olmuyor ama bir pazar günü yapıp mutlaka bloguma koymak istiyorum.

Bu arada unutmadan herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum. Ben bu ayı gerçekten çok seviyorum bir yıl boyuncada özlüyorum denilebilir. İçim kıpır kıpır oluyor, değişik bir huzur hissediyorum ve herkesinde böyle olduğunu düşünüyorum. Ayrıca iftar sofralarına verilen özen beni daha bir mutlu ediyor.

Avcı böreği
Malzemeler:

1 orta boy soğan
500 gr kıyma
3 adet yufka
1 çay bardağı ceviz
1 çay bardağı ince bulgur
1 çay kaşıgı salça
1 çay kaşığı pulbiber
1 çay kaşığı karabiber
Kızartmak için : 2 yumurta - 1 su bardağı galeta unu

Önce iç malzemeyi haızrlayalım. 1 çay bardağı bulgurumuzu sıcak suyla yıkayalım ve yine biraz sıcak suyun içerisinde şişmesini için bir kenarda bekletelim. Soğanı yemeklik küçük küçük doğrayalım ve küçük boy bir tencereye alalım. Soğanlar pembeleşince salçamızı katı karıştıralım. Daha sonra kıymamızı ekleyelim ve karıştırarak, kıymayı iyice parçalara ayırarak kavurmaya devam edelim. Kıymalarda kavrulunca kenarda sıcak suda bekleyen bulgurumuzun suyunu süzüp tenceremize alalım. Hemen ardından tüm baharatlarımızı ve kırık cevizimizide ekleyip birkaç kez karıştırdıktan sonra tenceremizi ateşten alalım.

Yufkalarımızı (sigara böreği yapar gibi) önce dört eşit parçaya bölelim. Sonra böldüğümüz her bir parçayı tekrar 3 e bölelim. Yani bir yufkadan 12 parça elde etmiş olacağız. Her bir parçaya dolu dolu bir kaşık iç malzememizi koyalım ve sigara böreğinden biraz daha kalınca saralım.

Daha sonra her birini, önce bir tabakta çırpılmış yumurtamıza daha sonrada galeta ununa bulayarak kızgın yağda kızartıyoruz. Sürekli çevirip çok yanmamasına özen gösteriyoruz. İşte bu kadar gerçekten kolay ve lezzetli. Afiyet olsun...


Bu bardak geçenlerde arkadaşımdan bana hediye geldi. Öyle bayılırmki hediyelere süprizlere çok çok mutlu oldum. Ayrıca çok beğendim, tabanı ışıkla temasa geçtiğinde vrak vrak kurbağa sesleri çıkıyor, kullanmaya kıyamıyorum. Ama içli köftemin yanında bu bardaktan birde çay koydum kendime. Vrak vrak sesler eşliğinde bir keyif yaptım...