31 Mart 2007

KALBURABASTI

























Bizim ailede erkeklerde dahil olmak üzere herkesin bir kalburabastı tarifi var. Kimse tarifi nerden aldığını bilmez, sanırım anneannemin tarifini kendilerince değiştirerek yıllardır tutturmuş gidiyorlar. Birde herkes kendi tarifinin diğerlerinden daha güzel olduğunu savunur. Özellikle anneannem şerbeti konusunda çok iddialıdır. (4 su bardağı şeker-1,5 su bardağı su :)

Neyse içlerinde en çok beğendiğim teyzemin tatlısı. Şerbeti olsun veya hamurunun gevrekliği olsun benim için herzaman bir numaradır. Şekerpare tatlısı yaptığım zamandan beri bu tatlı da aklımdaydı, birde ziyaretçilerimden sevgili Tülay hatırlatınca teyzemin tarifiyle yapayım dedim.

Malzemeler :
  • 150 gr margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 yumurta
  • 1 dolu yemek kaşığı şeker
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldığı kadar un
  • içi için 1 su bardağı iri parçalanmış ceviz içi
  • şerbeti:
  • 3,5 su bardağı toz şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1/4 limon suyu
Bu tarifin çok önemli bir püf noktası var. 150 gr margarin eritilecek fakat iyice soğutulacak. Erittikten sonra acele etmeyin 15-20 dakika iyice soğumasını bekleyin. Bu çok önemliymiş yoksa hamur kopuk kopuk gibi özlü bir hamur oluyormuş.
Yoğurma kabı içerisinde eritilmiş margarin, sıvıyağ, süt, yumurta ve şekeri çatalla iyice çırptım. Ardından kabartma tozu ve unu ekleyerek iyice yoğurdum. Fakat unu yavaş yavaş ekliyoruz çok sert bir hamur olmamasına dikkat ediyoruz.



Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp önce elimle iyice yuvarlak beze yapıp sonra hafif ovalleştiriyorum ve fotograftaki gibi hafif rende üzerine bastırıyorum. Bastırdığım yerdeki boşluklara ceviz parçaları koyup, cevizler alta gelecek gibi yağlanmış tepsiye diziyorum. 180 derecede önceden ısttığım fırında 20-25 dakika üzerleri hafif kızarana kadar pişiriyorum.




Şerbet için:
3,5 su bardağı şekeri ve 3 su bardağı suyu küçük bir tencerede kaynattım. Kaynadıktan 5 dakika sonra limon suyunu ekleyip kısa bir süre daha kaynatıp ateşten aldım ılıklaşmasını bekledim.
Fırından çıkarır çıkarmaz sıcak tatlıların üzerlerine soğumuş şerbeti döktüm.
Tatlı sıcak, şerbet soğuk olmalı. Bu sebeple ilk önce şerbeti hazırlayıp oda ısısında tatlı pişene kadar bir kenarda bekletiyorum.

28 Mart 2007

KÖRİ SOSLU TAVUK

























Köri baharatı beyaz ette benim için vazgeçilmez bir lezzettir. Sos yapmasam bile çok hafif yağlanmış tavada eti kızarttıktan sonra pişmesine yakın hafif tuz ve köri serperek dar zamanlarımın lezzetli bir yemeğine kavuşmuş olurum.

Köri sosuna gelince bazen 1 su bardağı süt, 1 su bardağı tavuk suyu, 1 küçük kahve fincanı un, 2 çorba kaşığı margarin ve 1 tatlı kaşığı köri, tuz ve kekik ile sos haızrlarım. Margarini eritip unu hafif kavuruyorum, un sarardıktan sonra sütü yavaşca karıştırarak ekleyip hafif kıvamı koyulaşana kadar pişiriyorum. Ateşten aldıktan sonra tuz ve köri ekliyorum. Fakat bu sefer krema ile yaptım.


Malzemeler:
700 gr tavuk
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 paket sıvı krema (200 ml)
1 tatlı kaşığı köri baharatı
tuz, kekik

Tavukları bir yemek kaşığı sıvıyağ döktüğüm tavada hafif kızartıyorum. Ardından hafif tuz ve kekik serperek bir borcama diziyorum.
Ufak bir kap içerisinde kremayı ısıtıyorum, içerisine köri baharatını ekleyip karıştırdıktan sonra borcamdaki tavukların üzerine sosu gezdiriyorum. Borcamın üzerini alumınyum folyo ile örterek 185 derecede önceden ısttığım fırında 25 dakika kadar tutuyorum. Tavuk etleriniyine borcamın içindeki sosa bulayarak çıkartıp servis tabağına alıyorum.

Bazen ayrı bi tavada önce doğranmış mantarları kavurup ardından kremayı üzerlerine döküp ısıtıyorum. Daha sonra hepsini birlikte tavukların üzerine döküp fırına koyuyorum. Yeterki içinde köri olsun :) her türlü çok güzel...

27 Mart 2007

İki oyun ve sonsuz teşekkür ...





















Uzun zamandır birçok blogda rastladığım bir oyun var. Sanırım bu oyunun adı "Aldım, kullandım, memnunum". Anladığım kadarıyla günlük hayatımızda mutfakta kullandığımız ve alışkanlık haline gelen çok sevdiğimiz eşyalarımızı anlatıyoruz. Sevgili Nukhet ve Hülya beni bu oyuna davet ettiler ve bende hazır yeri gelmişken tüm kalıplarımda emeği geçen dayımdan bahsetmek istiyorum.

İşyerimizde makine imalatının belli kısımlarında 2 mm paslanmaz sac kullanıyoruz ve ben geçen aylarda acaba bu plaka saclardan artan kısımlar olur mu diye karga gibi imalathane de dolanır olmuştum. Artık herkes alıştı ve en ufak bir parça bile artsa Tülay bu senin işine yarar mı diye sorar oldular. Ne ihtiyacım olursa olsun bir isteğim iki olmuyor ve bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Yukarıdaki fotoğrafta görünen çemberlerim dikdörtgenler, kareler hepsi imalatta artan saclardan dayımın bana yaptığı kalıplar. Dayım yurt dışında yalnız yaşamış sanırım ondan olsa gerek yemek konusunda sağlam bilgiye sahip. Bu bilgisini el becerisiyle birleştirip benim tarif ettiğim kalıplardan daha güzel ve kullanışlı şekilde kalıplar yapıyor bana.

Hatta geçenlerde kendime çok fazla ustalık gerektirmeyen bir spatula yaptım paslanmazdan. Bir de geçenlerde yaptığım gala çiçekli pastayı üzerine koyabileceğim bir straforum olsa keşke derken birden dayım çok basit dedi. Ama dayı yuvarlak yapabilir misin? dedikten hemen sonra arkamı döndüğümde çoktan merkez noktasını işaretlemişti bile :) Cumartesi de dahil akşama kadar çalışıyorum ama mutluyum... Herşey için işyerimde herkese çok teşekkür ediyorum.

Bu arada unutmadan üst fotografa mutfak tartımı da ekledim. Çünkü o tartı benim birçok tariflerde kurtarıcım oldu. Gerçi artık herhangi bir malzemeyi bardağa dökerek ortalama gramını tahmin edebiliyorum fakat yinede ufak ve önemli ölçüler için vazgeçilmezim..





















Bir oyun daha var yine Sevgili Hülya'da rastladım o oyuna. Bloggerlar birbirlerini kısa cümlelerle anlatıyorlar. Tüm blogger dostlarımı çok çok merak ediyorum aslında. İnşallah bir aksilik çıkmazsa yakın zamanda İstanbuldaki blogger dostlarımın birçoğu ile tanışma fırsatım olacak fakat aklımda iki isim hep kalacak, onlarla da tanışana kadar. Biri çok uzaklarda Nukhet, diğeri ise Çanakkale'de Hülya. İkiside sanki uzun zamandır tanıştığım bir dostum gibi hiç çekinmeden her konuda danışabileceğim iki bayan. Sanal bile olsa bana yakınlığınızı bu derecede hissettirdiğiniz için sonsuz teşekkürler. Umarım en kısa zamanda sizlerle olan dostluğum sanal olmaktan çıkar.

23 Mart 2007

ŞEKERPARE


























Dün anneannemi bizde kalması için davet ettik. Birgün öncesinden ben birşeyler yapmak istedim ve bilirsiniz anneler anneanneler için tatlı denilince hafif şerbetlisi makbuldür.
Ben küçükken kalburabastı tatlısını şekerpare zannederdim çünkü annem o tatlıyı yuvarlak yapıp üzerine fındık koyardı. Ama içerisinde irmik olunca birde daha yumuşak daha lezzetli bir tat yakalandığında anladımki ikisi birbirinden açık ve net olarak farklı.

Malzemeler:
  • 3 umurta (birinin sarısı üzeri için ayrılacak)
  • 1 çay bardağı tozşeker
  • 1 çay bardağı irmik
  • 1 paket margarin
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • aldığı kadar un
  • üzerleri için fındık içi
  • şerbeti için:
  • 4 su bardağı şeker
  • 5 su bardağı su
  • 2 yemek kaşığı limon suyu
Genişce bir kap içerisine margarini küp küp doğrayıp oda ısısında yumuşaması için bekledim. Ardından 3 yumurta içinden bir yumurta sarısını ayırıp kalanı kap içerisine döktüm. İrmik ve şekeride ekleyip elimle hafiften yoğurdum. Ardından biraz una kabaratma tozu ve vanilyayıda karıştırıp ekleyip iyice yoğurmaya başladım. Unu azar azar ekleyerek istediğim kıvama ulaşıncaya kadar yoğurmaya devam ettim. (Normak kurabiye hamurundan biraz daha yumuşak bir hamur olması gerekiyor çok fazla eklememeye dikkat edin)

Hamurdan ufak parçalar kopartıp oval köfte yapar gibi kenarlarını sivirileştirerek şekil verip yağlanmış tepsiye dizdim. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çatalın ucuyla uzunlamasına çizgiler çektim ve fındıkları yerleştirip 175 derece önceden ısıttığım fırında üzerleri kızarana kadar pişirdim.

Şerbetin hazırlanması:
  • 4 su bardağı şekeri ve 5 su bardağı suyu küçük bir tencerede kaynattım. Kaynadıktan 5 dakika sonra limon suyunu ekleyip kısa bir süre daha kaynatıp ateşten aldım ılıklaşmasını bekledim.
  • Şekerpareler piştiği zaman fırından çıkarıp 2 dakika beklettim. 2 dakika sonunda ılık olan şerbeti şekerparelerin üzerine gezdirdim.
  • Şekerpareler sıcak, şerbet ılık olmalı.
  • Ardından kapatmış oldugum ılık fırına tepsiyi tekrar yerleştirdim ve hafif sıcak ortamda şerbetini çekmesi için 20-25 dakika kadar beklettim.
  • Şerbetini iyice çektiğinden emin olduktan sonra buzdolabına... Afiyet olsun...

20 Mart 2007

YENİ OYUNCAKLARIM























Bu karede görünen herşey beni o kadar mutlu ettiki anlatamam. Bunlar birçok blogda eşsiz güzellikteki pastaları süsleyen marifetli ellerin kullandıkları birkaç pasta aparatı. Almanya'da yaşayan bir arkadaşım İngiltereyi ziyaret edip daha sonra İstanbula geleceğini duyduğumda hemen O'na çok istediğim fakat Türkiye'de bulamadağım birkaç malzemenin fotograflarını yolladım. Pastacılık grubundan birçok arkadaşım farklı sitelerden siparişler vererek yurtdışından getirtiyorlar fakat benim en çok istediğim Sevgili Işıl'ın pastalarında kullandığı bu Fancy-Fill Cake Pan setini sadece Amazon'da görmüştüm fakat bu ürünü Türkiyeye göndermediklerini bildiren mail almıştım. Artık tek şans yurt dışında yaşayan bir yakınıma rica etmekti.
Birde Sevgili Burcu birçok çalışmalarında kullandığı squeeze bottlesların (plastik, krema veya royal icing sıkma şişesi) çok rahat oldugunu söylemişti. Açıkcası çok merak ettim ve bir tanede ondan rica ettim. Diğerleri ise üç boy yaprak kalıbı. Çok sabırsızlanıyorum onları kullanmak için.
















Bu çok şirin yumurtalıklar da annemin hediyesi. Onlarıda çok beğendim :) İki gündür sayelerinde sabahları yumurta haşlar olduk.

18 Mart 2007

VATAN SİZE MİNNETTAR

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Mehmet Akif ERSOY



Adeta genç bir neslin telef olduğu bu savaştan 92 yıl geçmesine rağmen dünyanın her yerinden ve ülkemizin her köşesinden milyonlarca insanın Çanakkale’ye gelip şehitlerini anıyor olması bu savaşın ve uğruna kan dökülen bu toprakların ne kadar önemli ve kutsal olduğunun bir işaretidir.

Ulu Önder Atatürk dahil olmak üzere bu ülke icin Sehitlik ve Gazilik mertebesine ulasmis herkesi büyük saygıyla anıyorum. Aynı zamanda, birdaha belkide göremeyeceğini bile bile sevdiği eşini, nişanlısını, doyamadığı oğullarını savaşa gururla gönderip zor hayat şartlarıyla savaşan annelerimizi hasretle anıyorum.

Savaşta Ocean'dan atılan bir mermi Mecidiye Tarabyasını yerle bir etmiş ve orada sadece 3 kişi hayatta kalmış. İçlerinden biri Koca Seyit (üst fotograftaki) derin bir nefes alarak 230 kiloluk top mermisini sırtına alıp topa sürmüş. "Ya Allah" diyerek ateşlemiş ve Ocean zırhlısı deniz üzerinde derin bir yara almış. Hayatta kalanlardan Yüzbaşı Hilmi Bey gözlerine inanamamış ve Topçu Neferi Seyit'e sarılarak defalarca öpmüş. Hepsi şehit olacakları günü bir gün öncesinden hissederlermiş.

Bilgisayarımda sürekli ziyaret ettiğim dosyaların hepsinde bu fotograf vardır. Sanki internette birdaha bu fotografa ulaşamayacakmışım gibi kaybetmekten çok korkuyorum. Boş vakitlerimde Çanakkale Zaferi ile ilgili tüm siteleri geziyorum tekrar tekrar okuyorum hiç ama hiç doyamıyorum. Onlar bu vatanın bir karış toprağına bile şehit olmak için adeta birbirleriyle yarışmışlar. Lütfen onları unutmayalım. Mehmet Akif ne de güzel söylemiş şiirinde "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın."

17 Mart 2007

ELMALI KURABİYE
























Geçen akşam gelen misafirlerimiz için kete poğaça ve elmalı kurabiye yaptığımı yazmıştım ama dün müsait olamadım bu tarifide eklemek için.
Daha önce farklı bir tarifle rulo şeklinde elmalı kurabiye çok yapmıştım fakat bu tarifi denediğimden beri pek eskisini yapmıyorum çünkü bunun hamuru çok çok daha güzel daha gevrek daha lezzetli.

Malzemeler:
  • Hamur için:
  • 125 gr margarin (oda ısısında yumuşamış)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldıgı kadar un
  • iç malzemesi için:
  • 5 adet elma
  • 1 su bardağından bir parmak eksik şeker
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 çay bardağı dövülmüş ceviz

İç malzemesi için 5 adet elmayı bir kap içerisine iri iri rendeliyorum. Rendelenmiş elmaları dört- beş parçaya ayırarak avucumla iyice suyunu sıkıyorum. Ardından şekeri, tarçını ve cevizi ekleyip karıştırıyorum ve bir kenarda bekletiyorum.






















Hamur için un ve kabartma tozu hariç tüm malzemleri genişce bir yoğurma kabına alıp elimle hafif karıştırıyorum. Ardından kabartma tozunu una karıştırarak yavaş yavaş unu ekliyorum ve ele yapışmayan kulak memesi kıvamında bir hamur elde edene kadar yoğuruyorum.

Daha sonra ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimle çay tabağı büyüklüğünde bastırarak ince açıyorum. Dolu bir tatlı kaşığı elmalı harçtan ortasına koyup hamuru kapatıp yuvarlıyorum. Kapattığım yer altta kalacak şekilde yağlanmış tepsiye diziyorum ve önceden ısıttığım fırında 175 derecede üzerleri hafif pembeleşene kadar pişiriyorum. (20-25 dakika)

Fırından çıkardıktan sonra iyice soğumasını bekliyorum. Ardından üzerlerine pudra şekeri dökerek servis yapıyorum. Acele edip sıcakken pudra şekeri dökerseniz üzerlerinde hafif erime yapabilir.

15 Mart 2007

KETE POĞAÇA



























Bu poğacayı annem bir arkadaşının davetinde çok beğenmiş ve tarifini almış. Bende merak ettim ve dün akşam gelen misafirlerimiz için denemek istedim, gerçektende anlattığı kadar varmış çok beğendim. Aslında yaparken yarısını peynirli yapacaktım fakat annem olmaz bu sade yapılıyor, herşeyin tarifi farklıdır diye tutturunca hepsi sade oldu. Laf aramızda ben bunu ilerde sadece peynir değil birçok malzemeyle de deneyeceğim :) Birde elmalı kurabiye yaptım onunda tarfini en kısa zamanda yazıyorum.

Malzemeler:
  • 125 gr margarin
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ (oda ısısında bekletilmiş)
  • 1 yumurta + 1 yumurta sarısı üzerine
  • 3 tatlı kaşığı yoğurt
  • 3 tatlı kaşığı sirke
  • yarım tablet maya (20gr)
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • tuz
  • aldığı kadar un
Öncelikle iyi bir hamur elde etmek için tüm mazlemelerimizin ılık olması gereklidir. Yumurtayı dahi yarım saat önceden dolaptan çıkartıyorum.
Bir su bardağının içerisine 1/3 ü kadar ılık su koyup ve 1 kaşık şekerle mayayı da içine atıp karıştırıyorum ve 10 dakika bekliyorum.
Ardından bekleyen mayayı, 1 yumurta, sirke, yoğurt, tuz, margarin ve sıvıyağı genişce bir yoğurma kabına alıyorum. Elimle hafif karıştırdıktan sonra yavaş yavaş unu ekliyorum. Ele yapışmayan bir kıvama gelene kadar yoğuruyorum. Bu aşamada 20 dakika kadar ılık bir yerde mayalanmasını bekliyorum.
Daha sonra cevizden biraz daha irice parçalar kopartarak elimle yuvarlayıp yağlanmış tepsiye diziyorum. 1 yumurta sarısını hafif çırptıktan sonra üzerlerine sürüyorum. Ardından çatalın uçlarıyla üzerine çizgiler çekerek şekil verebilirsiniz, ben bazılarının üzerine susam döktüm ve yağlanmış tepsiye hafif aralıklarla dizdim. Bu şekilde tepside de mayalanması için 20 dakika kadar beklettikten sonra önceden ısttığım fırında 175 derecede kızarana kadar pişiriyorum.

14 Mart 2007

İKİNCİ MUTLULUĞUMUZ






















Hiç lepistes cinsi balığım olmamıştı şimdiye kadar. Genelde japon ve melek çeşitleri büyütmüştüm hep. Uzun zaman oldu 4 tane lepistes balık hediye gelmişti bana ve geçen ay bir tanesinin karnının büyüdüğünü hissettim. Hemen gidip araştırdım ve o annemize uygun bir yavruluk aldım. Zaman geçmek bilmiyorudu birtürlü, hem o küçük kutunun içinde anneciğimiz sıkılıyor diye üzülüyor hemde merakla yavrularımızı bekliyorduk. Bir gün uyandığımızda ailemize 15 tane minik katıldıgını görünce dünyalar bizim olmuştu. Bu ilk mutluluğumuzdu, ne yapmak gerekiyordu, onlara nasıl bakmak gerekiyordu hiçbirşey bilmiyor ve inanılmaz heyecan yaşıyorduk. Yavruluktan annemizi çıkardık ve biz ona sevinirken başka bir acı yaşadık. Yavrulardan birinin üç tane gözü vardı ve minicik beden için bu çok ağır bir yüktü, yüzemiyordu. İki üç gün sonra onu kaybettik :(























Dün gece ikinci mutluluğumuzu yaşadık. Büyük balıklarla aynı ortamda yaşayabilecek, kendilerini savunabilecek büyüklüğe geldiklerini düşündük ve onları büyük akvaryumun içine bıraktık. Ve yukarıdaki fotograf ise ilk kez büyük akvaryumda yüzerek yukarı çıkıp yemek yemeleri.





Bu da Şukufe. Bana hiçbir heyecan yaşatmıyor belki ama o benim canım. 6 senedir birlikteyiz onunla. Hep elimden yem yer. Bazen hiç ilgilenemediğim zamanlar oldu, bazende başımın üstünde tuttuğum zamanlar. Ama biliyorum ki o herzaman benimle.













Eskiden bizim için çok değerli kedimiz ve köpeğimiz vardı (farklı zamanlarda) Çok alışmıştık ve onları kaybedince büyük acı yaşadık. Sırf o acılara dayanmak çok zor oldugu için birdaha o tür hayvanlar istemiyor annem. İnşallah şuanki minikleri kaybetmem, benim için farketmiyo ben aynı acıyı her hayvan için yaşıyorum çünkü.

07 Mart 2007

GALA ÇİÇEKLERİ...


























Bu pasta bugün doğumgünü olan Emel için. Kendisi bizim ailenin çok zarif bi genç kızı. Bugün yine tüm yeğenler bu sefer Onun için toplanıyoruz. O'na ancak böyle sade şık bir pasta yakışır düşüncesiyle dün yaptım. Bu akşam gördüğünde umarım beğenir.

Kullandığım kalıp : 22 cmlik yuvarlak kelepçeli
Pandispanya : Emel Başdoğan'ın kitabından Çikolatalı Pandispanya
Krema : Martha Stewart'a ait Çikolatalı Puding. Tarifi burada
Süsleme : Yaklaşık 400 gr kadar şeker hamuru ve gıda boyaları

Pandispanya için malzemler:
  • 6 yumurta
  • 170 gr toz şeker (ben 1 su bardağı kullanıyorum)
  • yarım çay bardağı portakal suyu
  • 113 gr un (2/3 su bardağı)
  • 50 gr kakao (3 yemek kaşığı)
Pandispanyayı bir gün önceden pişirip, streche sarıp buzdolabında bekletiyorum ve kesme işlemi bu şekilde daha kolaylaşıyor.

Fırını önceden 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Un ve kakaoyu ufak bir kaba eledim.
Yumurtaların sarılarını ve aklarını ayrı ayrı kablara ayıralım. Aklara azıcık bile sarı karışmasın.
Yumurta aklarını kar gibi olanada kadar mikserle iyice çırpalım. Bu fotograftaki gibi. Ardından şekerin yarısını ekleyerek biraz daha çırpalım.
Daha sonra kalan şeker ile yumurta sarılarını 4-5 dakika iyice çırptım. En son portakal suyunuda ekleyip çok az daha çırptım ve mikseri ortadan kaldırdım.
Yumurta sarılarına kabarmış akları ekledim ve yavaş yavaş spatula ile çok az karıştırdım. Daha sonra yine yavaşca un ve kakaoyu eleyerek ekledim ve spatula ile yumurta aklarını söndürmeden alt üst ederek karıştırdım.

Kalıbın kenarlarını yağlamıyoruz sadece kalıbın tabanına yağlı kağıt seriyoruz. Bunun sebebi pişme esnasında hamur kaymadan kenarlara tutunarak kabarmasıdır. Hamuru kalıba döküp önceden ısıtılışmış fırında 35 dakika kadar pişiriyoruz ve fırından çıkarır çıkarmaz fırın teli veya bir ızgara üzerine kalıpla beraber ters çevrerek soğumaya bırakıyoruz. Bunun sebebi ise soğuma sırasında pandispanyanın ortasının çökmemesidir.

Pandispanyayı levye yardımıyla üçe böldükten sonra ara katlara kramayı sürüp en üste ve yanlarına çok ince krema sürüyorum ve buzdolabında soğuması için 2 saat bekletiyorum. Şeker hamuru kaplamadan önce bu şart.

Şeker hamuru çalışma teknikleri için Sevgililer Günü Pastasına göz atabilirsiniz.

01 Mart 2007

BUNLARDA ANNEMDEN (Velibah ve Karyağdı Hatun Tatlısı)
























Velibah Kafkas yörelerine ait geneleksel bir hamurişidir. Ve çerkezlerin en beğendiğim yemeği oldugunu daha önceleri hep söylemişimdir. Bu leziz hamurişi genelde annemin elinden çıktığı için fotograflamada biraz geciktim özellikle yapım aşamasını mutlaka fotograflarla anlatmaktı planım ama bir türlü olmadı yine anneciğim ilerde yaparken yapım aşamasını fotograflayacağım söz.

Völibak olarak okunur, gözlemeden daha ince ve kesinlikle daha lezzetlidir. Genellikle patatesli yapılır ama peynirli, kıymalı çeşitlerinide sık sık yaparız.



Malzemeler:
  • Hamuru için:
  • 1 kg un
  • yarım tablet maya (20 gr)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • ılık su
  • İç malzemesi için:
  • 8 adet orta boy patates
  • tuz
  • 1 yemek kaşığı tereyağ





Büyükce bir yoğurma kabı içerisine un elenir. Yarım su bardağı ılık suyun içinde 10 dakika beklettiğimiz maya ve tuz ortasına dökülür. Yavaş yavaş ılık su eklenerek yoğurulur. Kulak memesi kıvamından biraz daha yumuşak hafif ele yapışan bir hamur olacak. Üzerini nemli bezle örterek ılık bir ortamda 45 dakika kadar mayalanması için bekletilir.

İç malzemesi için patatesler haşlanır, kabukları soyulur ve bir tepsi içerisinde çatalla hepsi ezilir. Tuz ve tereyağda eklenir yine çatalla karıştırılır. Biraz bekledikten sonra patateslerden yumruk büyüklüğünde toplar yapılır.
























Hamurumuz kabarıp mayalandığında parçalar kopartıp yuvarlayarak minik bezeler yapıyoruz. (mandalinadan hafif irice) Hafif unlanmış tezgahta küçük bir tabak büyüklüğünde bir parmak kalınlığında hamuru açıyoruz ve hazırladığımız patates toplarından ortasına yerleştiriyoruz. Hamuru büzüştürerek patates hiç görünmeyecek şekilde kapatıyoruz. Hamur patatesi iyice sağlam şekilde çevrelediğinden emin oldukan sonra oklavayla iyice açabildiğimiz kadar açıyoruz. Sac üzerinde pişirdikten sonra iki yüzüde yağlayıp üstüste hepsini diziyoruz. En son yufka dilimler gibi üçgen dilimler keserek sıcak servis edilir.

(Annemin uzun zamandır sacı olmadığı için baya büyükce bir teflon tavada ocak üzerinde pişirir. Misafir gelmeden önce pişirir ama yağlamaz. Servis zamanı gelince hepsini teker teker ısıtıp yağlayarak tekrar üstüste dizer ve dilimleyerek servis yapar)





















Geçenlerde bir aile dostlarımız bize gelmek için telefon etmişlerdi fakat evde olmayışımız sebebiyle davet edememiştik. Benim haberim yoktu ve annem dün öğlen arayıp akşam için davet etmiş ve özellikle velibahı Orhan amca ve eşi çok sevdikleri için yapmış.

Karyağdı hatun tatlısını annem televizyondan görüp almış tarifi. Birkaç sene önce arkadaşlarım bize geldiklerinde bu tatlıyı yapmamı çok istedikleri için çok sık yapardım. Uzun zaman olmuş yapmayalı, özlemişim.






















Karyağdı Hatun Tatlısı için malzemeler:
  • 1 paket tuzsuz etimek
  • 2 su bardağı şeker
  • ara kreması için:
  • 1 kg süt
  • 6 yemek kaşığı pirinç unu
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket vanilya
  • üst krema için:
  • 1 paket kremşanti
  • 1 su bardağı süt
  • süslemek için nar ve hindistan cevizi
Etimekler yanyana bir sıra halinde borcama dizilir. Fakat fotografta görünen en büyük borcama yaparsam 1,5 pakete yakın etimek kullanıyorum. Borcamın kenarlarına sığmayan etimekler olursa elimle kırarak tüm tabanı kaplamaya özen gösteriyorum.
Ufak bir tencereye 2 su bardağı şekeri döküp sürekli karıştırarak yakıyoruz. Ve tüm şekerler kahverengi olup karamelleştiğinde 2 su bardağı suyu döküp şekerler eriyene kadar kaynatıyoruz. Şerbet ılıklaşınca kepçe yardımıyla tüm etimeklerin üzerine eşit şekilde döküyoruz.
Ara kreması için tüm malzemeleri bir tencereye alıp sürekli karıştırarak pişiriyoruz ve muhallebi kıvamına gelip biraz kaynayınca ateşten alıyoruz. Arada karıştırarak ılıklaştırıyozruz ve şerbetli etimeklerin üzerine döküp soğumasını bekliyoruz. (Acele edip soğumadan kremşantiyi üzerine sürerseniz kremşanti erime yapabilir)
En son bir bardak süt ile çırptığımız kremşantiyi en üste sürüp nar taneleri ile süslüyoruz. Birazda hindistan cevizi serperek soğuk servis ediyoruz.