06 Şubat 2007

KARAMELLİ TART

























Zencefilli kurabiye tattığımdan beri o kokunun tart hamuru içindede güzel olabileceğini düşünür olmuştum. Uzun zamandır da tart yapmayınca geçtiğimiz haftasonu için tart yapmaya karar verdim. Tahmin ettiğim gibi gerçektende çok güzel oldu.

Tart tabanı için:
  • 125 gr tereyağ
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 kahve fincanı şeker
  • 2 su bardağı un
  • yarım çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı toz zencefil
  • 1 çay kaşığı tarçın
Tereyağını yarım saat önceden küp küp kesip oda ısısında yumuşaması için bekletiyorum.
Genişce bir kap içerisine unu eliyorum ve karbonatıda hafifce una karıştırıyorum. Ortasını havuz gibi açıp yumuşamış tereyağ, yumurta sarısı, şeker ve baharatları ekleyip parmak uçlarımla yavaşca karıştırmaya başlıyorum. Ardından iyice yoğuruyorum. Eğer yumuşak bir hamursa biraz daha un ekleyebilirsiniz. (Çok sert bir hamur olmayacak) Streche sarıp yassılaştırıp buzdolabında yarım saat kadar bekletiyorum.


Fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlıyorum.
Hamuru buzdolabından çıkartıp unlanmış tezgahta veya yağlı kağıt üzerinde yarım parmak kalınlığında açıyorum. Benim tart kalıbım olmadığı için 26 cmlik kelepçeli kalıp içinde yapıyorum. Kalıbın tabanını açtığım hamurun ortasına koyup istediğim kenar kalınlığı kadar dışarıdan hamuru yuvarlak kesiyorum ve fazlalıkları alıyorum. Hamuru merdaneye sarıp kaldırıyorum ve kalıbın tabanın üzerine seriyorum. Kenarları içe doğru kıvırıp kalıbın yan duvarlarını kelepçeliyorum ardından elimle yan duvarları düzeltiyorum. Kalın bir taban olmaması için çatal ucuyla minik delikler açıyorum. Tabanın üzerini kaplayacak kadar büyüklükte bir aluminyum folyoyu kesip hamurun üstüne koyuyorum ve bir sıra dolacak şekilde nohut veya herhangi bir kuru bakliyatla dolduruyorum. Bu hamura ağırlık yapacak ve pişerken kabarmasını engeleyecektir.
Önceden ısınmış fırında 25 dakika kadar pişiriyorum daha sonra alüminyum folyoyu ve bakliyatları kaldırıp 5 dakika daha hafif kızarması için pişiriyorum. Daha sonra fırından çıkartıyorum ve iç dolgu malzemesini sürmek için önce tabanın soğumasını bekliyorum.

Kreması içi:
  • 1 paket dr oetker karamelli pasta kreması
  • 1 su bardağı şeker
  • 1,5 su bardağı fınfık
Pasta kremasını üzerindeki tarife göre hazırlayıp buzdolabında biraz bekletiyorum. Bu arada fındık karamel hazırlıyorum. Tencerede şekeri eritiyorum. Fakat şekeri 3 aşamada ekliyorum yavaşca. Önce 1/3 bardak şeker hafif erimeye başlıyor o anda diğer 1/3 bardak şekeri ekliyorum ve hepsi erimeye başlayınca en son 1/3 bardak şekeri ekliyorum. Bu şekilde şeker hem hızlı eriyor hemde yanma ihtimali olmuyor. Bu aşamada ateşten alıyorum.


Ve bir kaşık yardımıyla yağlı kağıt üzerine soldaki fotograftaki gibi çizgiler halinde karamelden döküyorum. Kısa sürede kuruyor ve parça parça kopartıp servis edeceğim zaman üzerine dik şekilde süslemede kullanıyorum.

Artan karameli tekrar ateşe koyup biraz ısıtıp üzerine fındıkları döküyorum ve onuda biraz karıştırdıktan sonra tencereden alıp yağlı kağıt üzerinde soğumasını bekliyorum. Soğuduğunda elimle parçalara ayırıp bir poşete koyup merdaneyle hafif vurarak minik parçalara ayırıyorum. Bir avuç kadar karamelli fındığı en üst için ayırıyorum.

Minik parçalara böldüğüm fındığı buzdolabında soğumuş krema ile karıştırıyorum ve tartın içini dolduruyorum. Ayırdığım bir avuç fındığı ise mutfak robotunda incecik ufalayıp en üstüne serpiyorum ve servis zamanına kadar buzdolabında bekletiyorum. Servis zamanı geldiğinde ise çizgi halindeki karamelleri belli aralıklarla bölüp üzerine dik dik yerleştiriyorum.


31 Ocak 2007

AİLE TOPLANTISI





















Dün akşam ailenin tüm gençleri biraraya geldik. En son bayramda birlikteydik, birde önümüzdeki cuma için tekrar toplanmayı kararlaştırdık. Bol kahkahalı vakit geçiriyoruz birlikteyken gerçekten eğlenceli oluyor. Diyeceksinizki herkes kız, evet bizde biraz öyle. Ha birde Mehmet var ama burda yok :( dün akşam ekti bizi telefonu kapalıydı. Ana yemeğimiz makarnaydı ama Merve birçok çeşitle birlikte güzel bir sofra hazırlamış. Bu masadan bir tarif vermem gerekirse misket köfte olabilir.






















Misket Köfte için malzemeler:
  • yarım kg yağsız kıyma
  • 3 dilim ufalanmış ekmek içi
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 1 yumurta
  • 1 soğan
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 4-5 dal maydanoz
  • arzuya göre pulbiber
  • kızartmak için 1 su bardağı sıvıyağ
Soğanı rendeliyorum ve maydanozları inceck doğruyorum. Diğer tüm malzemelerle birlikte bir kap içerisine toplayıp iyice yoğuruyorum. Buzdolabında 15-20 dakika dinlendirdikten sonra harçtan ufak parçalar kopartıp yuvarlıyorum (fındıktan biraz irice) ve tüm köfteleri bir tepsiye diziyorum. 1 su bardağı yağı tavada kızdırıp sürekli kevgirle çevirerek kızartıyorum. Eğer erken yaparsam streche sarıp buzdolabında bekletiyorum ve servise yakın buzdolabından çıkartıp kızartıyorum.

29 Ocak 2007

Hakkımda..





















Geçen yıllarda ( blog okuyucusu iken) birbirlerini sobeleyen bloggerları zevkle okur tanımaya çalışırdım. Hergün ziyaret ettiğim sitelerin yazılarını, tariflerini ve tüm paylaştıklarını okudukça daha merak eder olmuştum yazarlarını. Daha fazla okudukça daha iyi tanıdım ve daha çok içlerinde olmak istedim. Öyle güzel dostluklar öylesine büyük paylaşımlar varki bloggerlar arasında hiçbirşey yazmasam dahi bir blogum olması için 1 yılı aşkın bir süre düşünmüştüm. Aslında herşey perde pilavı ile başlamıştı. Nasıl bilebilirdimki google arama çubuğuna perde pilavı yazıp tıklamakla böyle güzel bir dünyaya açılacağımı...
Sobeleme oyunu bu aralar tekrar gündeme gelmiş ve sevgili Nukhet kendini tanıttıktan sonra beni sobelemiş. İyiki varsınız, tüm paylaşımlarınız dostluklarınız için sonsuz teşekkürler.

  • Hayatta en çok değer verdiğim kavram ailedir. Akşam olup eve geldiğimde apartmanın önünde kafamı kaldırıp evime bakınca ışığının yanıyor olması bana çok şey ifade ediyor. Biliyorumki içinde sıcacık yemekleriyle bizi özlemle bekleyen annem var. İşte o manzara tüm yorgunluğumu alıyor. Kimsenin olmadığı karanlık soğuk bir eve girmekten hiçbir zaman hoşlanmamışımdır.
  • Küçükken annemin tüm aile bireyleri toplanmadan yemek masasına oturulmaz dediği için ve beni aç aç beklettiği için çok hırçınlaşırdım. Ama şimdi anlıyorumki çok haklıymış ve O'na çok teşekkür ediyorum bana böylesine güzel birşey aşıladığı için. Ailece yapılan pazar kahvaltılarındaki mutluluğumu bazen hiçbirşeye değişmem.
  • Beni hiç tanımayan uzaktan gören birisi için fazlasıyla sert bir yapım vardır fakat ailem, arkadaşlarım, akrabalarım dostlarım için asla böyle değildir.
  • Ayrılıkları hiç ama hiç sevmem. Varolan değerlerim için herzaman şükrederim.
  • Hergün uyandığımda biran önce Posta ve Hürriyet gazetelerini almak için sabırsızlanırım. İnternetten gazete okumayı hiç sevmem. Hatta gazetede okuduğum bir haberi bloguma taşımak için internet sayfasında araştırdığımda bulamadığım çok olmuştur. Bazen haberi bulup fotografını bulamamışımdır vs.. Mutlaka oturup gazeteyi elime alıp sayfalarını tek tek açıp alıştığım yazarları yerlerinde bulup okuacağım.
  • Hastaneleri pek sevmem. Aslında görevi icabı minnettarım fakat kendimi kötü hissediyorum. Geçen yıl fazlasıyla içinde buluduk umarım birdaha o tür şeyler yaşamayız. Tüm hastalara acil şifalar diliyorum.
  • Hediye almayı çok seviyorum. Süpriz yapmayı da çok seviyorum fakat fazla yapamamışımdır. Çok ama çok fazla heyecanlı bir insanımdır hiçbirşeyi saklayamam veya içimde tutamam :)
  • Halk oyunlarını çok severim ve başta kafkas olmak üzere tüm yöreleri bilirim. Titiz ve disiplinli bir çalışmanın ardından ortaya çıkan güzel gösterilere hayranım. Belki verilen emeği biliyor anlıyor olmamdan kaynaklanıyordur, gözlerim izlerken hep dolu dolu olur.
  • Gezmeyi seviyorum. Avrupayı seviyorum. Osmanlı İmparatorlugunun en son Viyana bölgelerine kadar ilerlemesinden dolayı olsa gerek o bölgeleri çok benimsiyorum ve heryerini merak ediyorum.
  • Avrupa'da tarihe çok değer veriliyor ve büyüğü küçüğü herkes değerlerine sahip çıkıyor, kolluyor. Ama bizde böyle değil. Haydarpaşa Garı için kötü zihniyetlerinin düşüncelerini duyduğumda çok üzülmüştüm, "müjdemi isterim, gar kurtarılıyor, otele çevirilerek kurtalıyor" sözlerine sinirlendiğim kadar. Anadolundan başlayan yolculukların hep son noktasıdır orası. Dedelerimizin ellerinde tahta bavulla inip, yeni bir hayata merhaba dedikleri yerdir. Tarih hep çok önemlidir benim için.
  • Neyse, nerden nereye geldim :) Herzaman iyi bir dost, iyi bir evlat, iyi bir öğrenci olmak için çok çabaladım. Büyüklerin sözlerini, nasihatlarını herzaman önemsedim. Hayatımın her döneminde çok iyi bir dinleyici oldum. Kendime olan güvenimi hiçbir alanda yitirmedim. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir şehirde büyüdüm ve hiçbir zaman insan ayırt etmedim. Farklı sınırlar içinde yaşıyor, farklı dine inanıyor veya farklı bir rengi var diye kimseyi hor görmedim. Yukarıdaki fotografta bunun için.
Bende Sevgili Işılı merak ediyorum ve sobeliyorum. Umarım vaktin vardır birşeyler yazmaya.

24 Ocak 2007

BALKABAKLI TOPLAR


























Geçen akşam kabak tatlısı yapmıştım, biraz fazla yapmışım sanırım, kalanıyla da balkabaklı toplardan yaptım. Bol cevizle yapıldığında lezzetine bayılıyorum.

Malzemeler:
  • 1 kg kabak tatlısı (tarifi burada)
  • 1,5 paket pötibör biskuvi
  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz içi
  • hindistan cevizi (dışı için)
Kabak tatlısı piştikten sonra soğutun. Soğuyan kabak tatlılarının şerbetini süzün yada şerbetten arındırarak tatlıları başka bir kaba alın. Çatal yardımıyla hafif ezin. Biskuvileri birkaç parçaya bölerek tatlıya ekleyin. Dövülmüş cevizleride ekleyin ve yavaşca yoğurun. Bana 1,5 paket biskuvi yeterli oldu, eğer çok yumuşak bir kıvamda olduysa biraz daha bıskuvi ekleyebilirsiniz. Tatlıdan ufak parçalar alıp yuvarlayın ve hindistan cevizine batırıp yuvarlayın.

Sevgili Zinnur blogunda Kabak Tadı projesinden bahsettiğini gördüm. Unutumuşum fakat dün akşam blogunu tekrar açtığımda bu tarifin uygun olabileceğini düşündüm. Umarım kısa zamanda birçok tarifler sizlere ulaşır Zinnurcuğum.

"Her hakkı Bloglararası "Kabak Tadi" Projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

22 Ocak 2007

PORTAKALLI TATLI


























Haftasonu uzaktan gelen misafirlerimiz için yakın akrabalarımızında bulunduğu bir davet verdik. Güzel bir akşam yemeği ardından ikram edilecek tatlıyı yapmak bana düştü. Yengemin eski Sofra dergilerinden birinde gördüğüm bu portakallı tatlıyı geçenlerde cep telefonuma yazmıştım ve denemek o güne kısmetmiş. Revaniye benzeyen fakat daha hafif ve bol portakal kokulu bu tatlıyı biz çok sevdik. Hatta keki pasta için bile kullanılabilir, çok güzel :)

Malzemeler:
  • 5 yumurta
  • 5 kahve fincanı şeker
  • 5 kahve fincanı un
  • 1 kahve fincanı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı portakal suyu
  • 2 yemek kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu
  • 1 paket kabartma tozu
  • şerbeti için:
  • 4 su bardağı tozşeker
  • 3,5 su bardağı su
  • dörtte bir limon dilimi
  • 2 yemek kaşığı rendelenmiş portakal kabugu
  • 1 su bardağı portakal suyu
Not: Kahve fincanı türk kavhvesi fincanıdır. Birde ben şerbeti biraz azalttım, yukarıda yazan ölçüleri kullandım, gayet yeterli oldu.
Fırını 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Tatlı için 5 yumurtayı ve şekeri iyice köpürene kadar çırptım. Sıvıyağ, portakal kabuğu ve portakal suyunu ekleyip çok az daha çırptım. Ardından un ve kabartma tozunu birlikte eleyerek ekledim yavaşca karıştırdım.
Çapı yaklaşık 35 cm civarı olan yuvarlak bir tepsimin dibine yağlı kağıt serdim ve hamuru tepsiye boşaltıp fırında pişirdim. Fırın tepsisinden biraz daha küçük diktörgen bir tepsi veya yuvarlak büyük borcamınızı kullanabilirsiniz.
Piştikten sonra 15-20 dakika ılıklaşmasını bekledim, başka bir tepsiye ters cevirip çıkarttım ve yağlı kağıdı sıyırıp aldım.

Şerbet için toz şekeri, suyu ve limon dilimini kaynattım. Şerbeti ateşten alıp soğuttuktan sonra portakal suyu ve kabuklarını ekledim.

Tatlıdan bir bardak ile daireler kestim ve servis tabağına dizdim. İsterseniz kare şeklinde dilimlerde kesebilirsiniz. Ardından soğumuş olan şerbetimi kaşıkla bolca üzerlerine döktüm ve antep fıstığı dökerek süsledim.

17 Ocak 2007

LİMONLU CHEESECAKE


























Bugün annemin birkaç arkadaşı bize geleceklermiş. Ben yine göremeyeceğim işteyim fakat anneme yardımcı olmak adına birşeyler yapmayı teklif ettim tamam dedi. Hemde cheesecake için :) İlk başta çok şaşırdım annemin tamam demesine çünkü kendisi pek sevmez fakat arkadaşları seviyormuş, hadi bakalım...

Malzemeler:
  • 1 paket eti burçak biskuvi
  • 60 gr tereyağ
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 paket krema peyniri (pınar beyaz kullandım)
  • 1 paket labne peyniri
  • 1 limon suyu
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 1 yemek kaşığı un
Ben 18 lik kelepceli kalıbımı kullandım. Dilerseniz 20 cm lik kalıbınız içinde aynı ölçüleri kullanabilirsiniz.
Taban için biskuvileri mutfak robotu yardımıyla ufaladım ve oda ısısında yumuşamış tereyağ ile yoğurdum. İçine yağlı kağıt serdiğim kalıbımın tabanına elimle düzgünce bastırarak yaydım ve buzdolabında 10 dakika beklettim. Bu arada peynirli dolguyu hazırladım.
Fırını 185 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Derince bir kap içerisinde yumurtaları şeker ile birlikte hafif kabarana kadar iyice çırptım. Limon suyu, kabuğu ve unu ekleyip biraz daha çırptım. Ardından peynirleri teker teker ekleyerek homojen bir karışım elde edene kadar çırptım.
Peynir karışımını buzdolabında bekleyen kalıba boşaltıp önceden ısttığım fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık 55-60 dakika pişirdim. Fırından çıkarınca cheesecake oldukca kabarmış olacak ve soğuma esnasında hafif çökme olacaktır. Bıçak yardımıyla cheesecakin yanlarını kalıptan sıyırırsanız hafif çökme yaptığında orantılı olarak düngün şekilde çöker ve kekinizin üzeri düz olur.
Oda ısısında soğuduktan sonra buzdolabında 1 gün bekletiyorum. En az 5-6 saat bekletmeniz yeterli olacaktır fakat üzerinden 1 gün geçtiğinde lezzeti artacaktır.

11 Ocak 2007

AĞLAYAN PASTA ve PATATESLİ BÖREK

























Bugünlerde kiminle karşılaşsam hasta, hayırdır falan diye söylenirken çok geçmedi bende yakalandım. Hatta bizim bütün aile aynı anda. Dün akşam kapıdan giren herkes grip oluyorum çok fenayım diye nazlanarak ve elinde ilaçlarla içeri girdiğinde herkesin aynı durumda olduğunu farkeden, nazlanmayı bir nebze olsun azaltmaya başladı :) Akşam yemeğinden sonra oturmuş sulu sulu gözlerimizle hangimizin ilacının daha etkili olduğunu tartışırken zil çaldı. Eski komşularımız :)

Boş bir vaktimde annemle yaptığımız böreklerin buzlarının çözülmesi için buzluktan çıkarttım ve pişirmeden önce oda ısısında beklettim. Onlar beklerken ağlayan pastayı yapmaya başladım. Bu tarifide geçen yıl evlenen şirinmi şirin arkadaşım Burcu vermişti. Birkaç blogda bu tarifi okuduğumda lezzetinin güzel olduğunu tahmin etmiştim. Gerçektende öyle çok hafif kakaolu bir keki var.

Malzemeler:
  • 4 yumurta
  • 2 kahve fincanı şeker
  • 1/2 limon suyu
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2,5 kahve fincanı un
Üzeri için:
  • 2 su bardağı süt
  • 1 paket krem şanti
Çikolata sosu için :
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı su
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 çorba kaşığı kakao
  • 1 kahve fincanı tozşeker
Fırını 175 dereceye ayarlayı ısıtmaya başlayalım.
Kakao, un ve kabartma tozunu bir tabağa eledim.
Yumurtaları ve şekeri mikserle hafif kabarana kadar iyice çırptım. Yrım limon suyunu ekledim. Ardından elediğim un kakao karışımını ekleyip mikserin düşük hızında bir süre daha çırptım. Karışımı yağlanmış kalıbıma boşaltıp önceden ısınmış fırında 30 dakika kadar pişirdim.20x20 lik kare kalıbımı kullandım. Dikdörtgen borcamda kullanabilirsiniz.

Kek fırından çıktıktan 20 dakika sonra servis tabagına ters cevirdim. Tersinden 2 su bardağı sütü yavaş yavaş dökerek heryerine yedirdim. (Borcamda yaptıysanız isterseniz içinden çıkarmadan sütü dökebilirsiniz) 2 bardak fazla gelir diye düşünmüştüm ama hiç öyle olmadı çünkü kek baya ıslak olacak. Keki dolapta 5-10 dakika beklettikten sonra 1 su bardağı sütle çırptığım kremşantiyi kekin üzerine güzelce yaydım. Tekrar iyice soğuması için dolapta beklettim. Dilimleyip servis tabaklarına aldıktan sonra üzerlerine çikolata sosu döktüm. Ben evde hazır olan çikolata sosundan kullandim. İsterseniz yukarda yazılı tarifteki tüm malzemeleri ufak bir tencereye koyarak pişirip kullanabilirsiniz.

























Bu patatesli börekleri annem hep yapar. Yalnız geçen yıl farkettim ki hazırlanıp buzlukta dondurulduktan sonra servis yapılacağı gün çıkartıp pişirildiğinde daha çıtır çıtır ve lezzetli oluyorlar. O yüzden boş vaktimizde bu tariften biraz daha fazlaca yapıp hemen buzluğa atıyoruz.

Pataesli Börek için Malzemeler:
  • 5 adet yufka
  • 1 paket margarin (eritilmiş)
  • 6-7 adet orta boy patates
  • tuz
  • karabiber
  • üzeri için 1 yumurta ve susam
(Bir yufkadan 4 adet börek elde ediliyor. Ölçüyü istediğiniz miktarlarda azaltıp çoğaltabilirsiniz.)
Patatesleri haşlayıp iyice eziyorum. İçerisine tuz ve karabiber ekleyerek iç malzemeyi hazırlıyorum.
Yufkaları üstüste düzgünce koyduktan sonra 4 e bölüyorum. Her bir parçaya minik fırça yardımıyla erimiş margarinden sürüyorum ve iç malzemeyi geniş kısma koyup sigara böreğinden irice sarıyorum. Bir yumurtayı çırptıktan sonra üzerlerine sürüp susamlarıda döküp 180 derecede önceden ısınmış fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyorum.

Ben pişirmeden direk buzluğa atıp donduruyorum. İhtiyacım olduğunda çıkartıp üzerine yumurtayı sürüp yağlanmış tepsiye dizerek pişiriyorum. Daha çıtır çıtır ve lezzetli oluyorlar.

01 Ocak 2007

TÜM DİLEKLERİN GERÇEK OLMASI UMUDUYLA...2007


























2007 nin ilk günü bugun. Yeni umutlarla yeni dileklerle yeni sevinçlerle uyandık. Dün hem bayram hem yılbaşı olduğu için dostlarımızla daha çok zaman geçirdik. Normalden daha çok sarıldık daha çok öpüştük daha çok güzel temenniler sunduk birbirimize.

Sidney'deki kutlamalarla büyülendik. Champs , Trafalgar, Times ve bizde Taksim meydanlarını dolup taşıran insanların seviçleriyle coşkulandık. Amerika'da börülceler yendi, İspanya'da 12 adet üzüm yendi ve bereket getirdiğine inanılan birçok gelenekler yerine getirildi. İnşallah yeni yıl herkese ve tüm dünya insanlarına uğur getirir, insanlardan sevgi hiç eksik olmaz.

Biz bu pastayla ne mi yaptık?

  1. Yeni yılı kutladık.
  2. Fenerbahçenin 100. yılını kutladık...

Şimdi diyeceksiniz ki ne bu Fenerbahçe furyası. Gerçekten bende anlamış değilim. Etrafımdaki herkes daha güzel bir Fenerbahçe pastası için yarış içerisinde. Herkes fenerbahçeli ve erkeklerin mutlu olması için bazı gerçekleri kabullenmek zorunda olduğumuzu daha iyi anladım.

Pastamıza gelince;

  • Kalıbım : 18 cm
  • Krema : Beyaz çikolatalı ganaj
  • Üst kaplama : Emel Başdoğan tarifi ile şeker hamuru
  • Pandispanya : Benim eskilerden beri hep 20 cmlik pastalarım için yapıp 2 ye bölerek kullandığım bir pandispanya. Kabartma tozu kullanmadan tamamen yumurta akları sayesinde kabaran yumuşacık bir kek oluyor. Fakat 3 e bölerek yüksek bir pasta yapmak istedim bu yüzden 18 cmlik kalıbımı kullandım. Pandispanyamı kolay bölmek için bir gün önceden pişirip streche sarıp buzdolabında veya serin biryerde bekletiyorum.

Pandispanya için malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket vanilya
  • 2/3 su bardağı un

Yumurtaların sarılarını ve aklarını ayrı ayrı kablara ayıralım. Yumurta aklarına çok az bile sarısı karışmasın. Bir kap içerisinde yumurta aklarını mikserin en yüksek ayarında kar gibi olanada kadar iyice çırpalım. Bu fotograftaki gibi. Ardından şekerin yarısını yavaşca dökerek biraz daha çırpalım.

Daha sonra kalan yarım bardak şeker ile yumurta sarılarını ve vanilyayı 4-5 dakika iyice çırptım. En son sıvıyağı ekleyip çok az daha çırptım ve mikseri ortadan kaldırdım.Yumurta sarılarına kabarmış akları ekledim ve yavaş yavaş spatula ile çok az karıştırdım. Daha sonra yine yavaşca unu eleyerek ekledim ve spatula ile yumurta aklarını söndürmeden alt üst ederek karıştırdım. Kelepçeli kalıbıma boşalttım ve 35 dakika pişirdiktan sonra fırından çıkarır çıkarmaz mutfak teli üzerine ters çevirerek oda ısısında soğumaya bıraktım. (Ortasının çökme yapmaması için)

Beyaz Çikolatalı Ganaj :

  • 300 ml sıvı krema
  • 250 gr beyaz çikolata

Ufak bir benmari kurdum ve beyaz çikolatayı erittim. Bir kap içerisinde sıvı krema ile erimiş çikoalatayı 1-2 dakika mikser ile çırpıp buzdolabında yarım saat kadar beklettim. Pastanın aralarına ve dış kaplamasına spatula yardımıyla eşit şekilde sürdüm.

Birde doğumgünü sahibinin isteğini kıramadım ve pastanın 1/4 lik kadar ufak bir kısmını sarı lacivert kremadan yaptım. Yarım paket kremşantiyi yarım bardak süt ile hazırlayıp ikiye böldüm. Sarı ve lacivert gıda boyasını çok az ekleyerek renkli krem şanti hazırladım. Birinci katın 1/4 lik küçük bir bölümüne lacivert, ikinci katın aynı hizasına 1/4 lik kısmına sarı kreamşatiyi sürdüm. Pastanın kalan heryeri beyaz çikolatalı ganajımdan sürüp dışınıda kapladıktan sonra bu şekilde dolapta 2 saat kadar beklettim.

Şeker hamuru kaplamadan önce pastanın kremasının dolapta 2-3 saat kadar donması için bekletilmesi şart.

Şeker Hamuru :

  • 70 gr su (2/3 çay bardağına denk geliyor)
  • 80 gr glikoz şurubu (2/3 çay bardağına denk geliyor)
  • 15 gr toz jelatin (2 tatlı kaşığı toz jelatin- veya 3 yaprak jelatin)
  • 1 kg çok ince çekilmiş pudra şekeri (pudra şekerinin hepsi kullanılmayabiliyor azar azar eklenerek sert bir hamur elde edene kadar ekliyoruz, bende 1 bardak kadar arttı. Mutfak ısısı veya el ısınıza göre aldığı pudra şekeri miktarı değişiyor)
  • ve istege göre toz gıda boyaları
Not: Bu ölçülere göre elde edilen hamurun yarısını kullandım bu pastada. Ayrıca kullanacağınız şeker hamurunun çok ince çekilmiş olması çok önemli. Göztepe'de Celal Bey'den (0216 324 12 00) veya pastacılık malzemesi satan yerlere sorarak temin edebilirsiniz.

Şeker hamurunun nazlı olduğunu bilirdimde bu kadar naz hiç görmemiştim :) Ben boş bir vaktimde bu tariften şeker hamuru hazırladım ve kısa zamanda tüketirim diye düşünüyordum olmadı, yaklaşık 1 ay kadar bekledi. Hava almayan bir kap içerisinde streche sarılı bir şekilde beklettim fakat yinede çalışması zor oldu. Hamur baya kurumuştu ve avucumun içini hafiften ıslatarak hamuru yoğurup toparlayabildim. Ne kadar yoğurarak eski kıvamına getirsemde ilk yapıldıgı an kadar esnek olmadı. Bundan sonra yaparsam hemen kullanacağım yada 1 kg lık hazır şeker hamurlarından almayı düşünüyorum. Çünkü onlar bekletilmeye daha müsait.

70 gr suyu küçük bir kap içerisinde koyup ılıklaştıralım. Kaynamadan ateşten alıp suya toz jelatini atıp sürekli karıştırarak eritelim.. Glikozu ekleyip onuda karıştırarak eritelim. Karışımı hamur yoğurma kabına alalım ve üzerine yavaş yavaş pudra şekerini eleyerek ekleyelim ve yoğuralım. Belli bir süre mikserin hamur yoğurma ucuyla karıştırarak hamur elde edelim. Daha sonra hamur sertleşmeye başladığında elimizle yoğurarak sert ve kıvamlı bir hamur elde edene kadar yoğuralım. Ne kadar çok yoğurursanız o kadar güzel hamurunuz oluyor. Bu işlemleri yaparken her zaman elimizin altında bir miktar pudra şekeri bulunsun. Özelliklede hamuru açarken az miktar tegaha döküyorum yapışmaması için.

Beyaz haliyle irice bir yumruk kadar hamuru alıyorum ve tezgaha pudra şekeri dökerek açmaya başlıyorm. Daha sonra süsleme için kullanacağım ve artacak olan tüm hamuru kurumaması için streche sarıp kapalı kapta bekletiyorum. Pastayı kaplayacak büyüklüğe gelince merdaneye sarılı bir şekilde tezgahtan kaldırıp buzdolabından çıkardığım pastanın üzerine seriyorum. Tabanda kalan fazlalıkları döner pizza bıçağıyla yada normal bıçakla düzgünce kesiyorum.

Üzeri için çok az sarı ve lacivert gıda boyası ile renklendirdiğim şeker hamurunu ufak bir çapta açıyorum. İhtiyacınız kadar büyüklükte hamuru renklendirin fazlası yine strecehe sarılı beyaz haliyle kalsın. Biri sarı biri lacivert olacak şekilde kalıplarımla rakamlar kesiyorum. Pasta üzerinin nasıl olacağını tüm malzemeleri yapıştırmadan önce yerleştirip uzaktan düzgün oldularmı diye bir bakıyorum. Kafamda yerlerini tam belirledikten sonra ufak rakamların arkasına fırça ile azıcık su sürerek yapıştırıyorum

Bu arada Maltepe'de anaokullarına eğitim araçları satan Vira Eğitim Araçları firmasına büyük teşekkürlerimi iletiyorum. Oyun hamuru şekillendirme setleri ile ilgili harf ve rakam kalıpları için bana çok yardımcı oldular. İnternet sitelerinde online alışveriş mümkün bu sebeple link veriyorum, şayet sipariş vermek isterseniz harf veya rakam kalıbı olarak belirtmenizde fayda var. Wilton kalıplarına göre fiyatı oldukça uygun.


LOGO ÇALIŞMASI:

Fenerbahçe logo çalışmasını nasıl yapabilirim diye düşünürken aklıma Burcucuğumun annesine yaptığı pastadaki kelebek çalışması geldi ve hemen royal icing hazılayıp renklendirdim. Biryandan renklerle çalışırken biryandan fotograflarını çekmek zor oldu ama başarabildim :)
























Fotografların büyük halini görmek için üzerine tıklayabilirsiniz.

Royal Icing için malzemeler:

1 küçük yumurta akı
1,5 su bardağı pudra şekeri
toz gıda boyaları

Bu ölçüde royal icing ile 5-6 tane logo yapabilirsiniz. Ben iki tane logo çalıştım ve artan royal icing ile evde olan kurabiyelerimizin üzerlerini süsledim.
Bir kap içerisinde gıda boyası hariç diğer malzemeleri mikserle çırptım. Renklerin birbirine karışmaması için kıvamının yoğun olmasını istedim. Eğer kıvamı yoğun değilse biraz daha pudra şekeri ekleyebilirsiniz. Çok yoğun olursa birkaç damla limon suyu ile kıvamını yumuşatabilirsiniz.
Royal icing açıkta bekletilirse kuruma yapabiliyor, kabın üzerini streche sarıp bekletin. Çalışmak istediğiniz kadar icingi çay tabağına alıp renklendirip çalışalım.
1. fotografta görüldüğü gibi bilgisayarın yazıcısından istediğim ölçüde fenerbahçe logosu çıkarttım. Daha sonra yağlı pişirme kağıdından her renk için ayrı ayrı sıkma torbaları hazırladım.
2. fotografta düz bir yağlı kağıda iki tane logoyu kopya yöntemiyle düzgünce çizdim. İlk olarak bir sıkma kağıdına beyaz doldurdum ve logonun kenarlarını çizdim.
3. fotografta ilk olarak bir sıkma kağıdına beyaz icing doldurdum ve logonun kenarlarını dikkatlice çizdim. Ben diğer logonun beyaz çercevesini çizerken ilk çalıştığım logo bir yandan kuruyor. Sizde kuruması için bekleme süresini değerlendirmek amacıyla kendinize başka bir şablon hazırlayın. Her ayrı bir renk çalışmamıza başlamadan önce bir önceki çalıştığımız rengin kurumasını bekliyoruz ki renkler birbirine karışmasın. Sırayla tüm renkleri çalışıp logoyu tamamen bitirince 5 dakika daha bekleyip en üstteki yeşil deseni yazıcıdan çıkan logoya bakarak çizmeye çalışıyoruz.
Bir saat falan kuruması yeterli olcakatır logoyu kullanmak için. Fakat yağlı kağıttan logo kaldırılırken çok dikkatli ve yavaş çıkardım çünkü kolay kırılma yapabiliyor.

28 Aralık 2006

İYİ BAYRAMLAR, MUTLU SENELER DİLİYORUM..


























Bu sene çifte bayram var. Heyecanlar, mutluluklar ikiye katlanıyor, hem bayram hem yılbaşı aynı güne denk geliyor. Alışveriş merkezleri, sokaklar cıvıl cıvıl. Temizlikler, yemekler, koşuşturmalar derken kaldı 2-3 gün :) Herkese çikolata tadında mutlu bayramlar, mutlu seneler diliyorum.

Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk, sağlık, başarı getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

Ha bu arada unutmadan, umarım yeni yılda Sibel hanımın tangasından ve Hülya hanımın saçmalıklarından daha ciddi konular tartışırız. En büyük iletişim araçlarından biri olan televizyonda daha güzel şeyler duymak ve hayatı daha ciddiye almak umuduyla, sevgiyle kalın...

Bayram için dün akşam truff yaptım. Truff içi ve dış kaplaması ile ilgili çok çeşitliliğe uygun tamamen yaratıcılığınıza bağlı yumuşak bir çikolata çeşitidir. Geçen sene bayramda dışı sadece kakao kaplı içi portakal şekerlemeli trufflar yapmıştım çok güzel olmuşlardı fakat internette bir blogum olmadığı için fotograflarını çekmemiştim.

Bu sefer Kahve Dünyasından aldığım çikolata ile denedim ve birazda çekilmiş badem ekledim. Dışı için yarısını fındık yarısını yine çikolata ile kapladım.

Truff için malzemeler;
  • 350 gr sütlü çikolata
  • 300 ml sıvı krema
  • 1 paket vanilya
  • 1 çay bardağı kadar badem
üzeri için;
  • 100 gr sütlü çikolata
  • fındık
Truff malzemesine kahve, likör, fındık, fıstık, portakal şekerlemesi, badem, hindistan cevizi, marmelatlar vs. istediğinizi kullanabilirsiniz.
Üzeri için kakao, hindistan cevizi, fındık, fıstıkvs birçok çeşit deneyebilirsiniz.

350 gr çikolatayı bıçakla ufak parçalara ayırıyorum
Kremamın hepsini bir tencereye alıp orta ateşte ısıtmaya başlıyorum. Kaynamasına yakın çikolataları içine atıp sürekli karıştırarak çikolatalarımın erimesini ve homojen bir karışım olmasını bekliyorum. Vanilyayı ve mutfak robotunda çekilmiş bademleride ekleyip biraz daha karıştırıyorum ve oda ısısında soğumasını bekliyorum.

Yarım saatte bir kontrol ederek çikolatamı hafiften karıştırıyorum ve 4-5 saat sonunda sertleşmiş bir çikolatam oluyor. Eğer 4-5 saat oda ısısında sertleşmemiş ise 1 saat kadar buzdolabında bekletebilirsiniz.

Daha sonra soğuk suda ellerimi uzun uzun yıkıyorum. El ısınız sıcak ise çalışırken çikolata eriyebilir. Tatlı kaşığı ile fındıktan irice büyüklükte çikolatadan parçalar alıp elimle yuvarlıyorum. Hepsini yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizip buzlukta yarım saat kadar daha bekletiyorum. Çünkü birazdan sıcak çikolata içerisine girecekler :) hemen erimemeleri için buzlukta biraz daha kendilerini toparlamasını bekliyorum.



















Sıra geldi üzerlerini kaplayama. Yarısını fındıkla kaplayacağım için çok fazla çikolata eritmedim. Ufak bir benmari kurdum ve 100 gr kadar çikolatayı erittim. (İsterseniz içine bir çay kaşığı kadar tereyağ atıp karıştırabilirsiniz) Ocağı kapatıp çikolatanın hafif ılıklaşması için karıştırarak biraz bekledim ve dolaptan çıkardığım truffları iki tatlı kaşığı yardımıyla erimiş çikolatay atıp çıkardım. Yine yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizip dış kaplamanın soğuması için bir kenarda beklettim.




Yaklaşık 40 adet truff elde ettim. Bir kutu evime ayırdım ve diğer kutuyu birisine hediye götürdüm.

25 Aralık 2006

Ziyaret Ettiklerim

Kadın ve Yasam

Pastacı

Evcini

Dilek'ce

Abesle İştigal

Hanimis

Mutfakta Zen

Portakal Ağacı

Akşam Menüsü

Mis Kokulu Ekmekler

Zuhal Yalcın Karnavalı

Burcukusu Nefis Mamalar

Culinary Concontions by Peabody

Joy of baking

Jamie Oliver

cupcake

101cookbooks

Four Weeks Magazine

Bizim Pastane

Gelincik Tarlası

Tubanın Penceresinden

Ümit Hacıoğlu

Punto-punto

Peçete Katlama


Kardesini seç

Beyaz Perde

FUTBOL SAHASI PASTAMIZ

























Bizim ailenin en şirin minikleri, biricik yeğenlerim Simay ve Berkay 23 Aralık cumartesi akşamı doğumgünlerini kutladılar. Berkay büyük bir Fenerbahçe hayranı ve bu pasta için O'na aylar öncesinden söz vermiştim. Aslında Simay için cicili bicili rengarenk bir pasta yapmak isterdim ama doğumgünlerini beraber kutluyorlar. Olsun ben yine onun için farklı bir zamanda yaparım.

Berkay pastasını çok beğendi. Maç izlerken gol umuduyla nasıl bir heyecan yaşıyorsa aynı heyacanı yaşadığını görmek beni inanılmaz mutlu etti. Görür görmez adamların yerlerini değiştirmek istedi :) hatta gece boyunca yerde yatan oyuncu için kızıp durdu. Efendim faul yapıyormuş neden hakem kırmızı kart göstermemiş... Haklı çocuk, ben neden elinde kırmızı kartı olan bir hakem almadım veya o adamı biraz uzağa koymadım???






Onlar sevmeye doyamadığım canlarım. Sizi çok seviyorum, iyiki varsınız...







Pastamıza gelince;
Kalıbım : 21 x30 cm
Pandispanya : Emel Başdoğan Pasta Yapımı adlı kitabındaki çikolatalı pandispanya
Ara krema : Pastacı Burcu hanımında çok beğendiği Zinnur hanımın sitesinde gördüğümüz Martha Stewart'a ait Çikolatalı Pudingi kullandım.
Pastanın dışı için : 1 paket krem şanti
Yeşil saha görünümü için : 100 gr yeşil antep fıstığı tozu
Saha çizgileri : 1-2 kaşık kadar ayırdığım krem şantiyi yağlı kağıttan hazırladığım sıkma torbasına doldurarak çizdim.
Üzerindeki maket oyuncular : Kadkiköy Bilko'dan aldım.

Pandispanya için malzemeler:
  • 8 yumurta
  • 230 gr toz şeker (1 su bardağı)
  • 2/3 çay bardağı portakal suyu
  • 150 gr un (1 su bardağı)
  • 66 gr kakao (1/2 su bardağı)
Pandispanyayı bir gün önceden pişirdim ve streche sarıp buzdolabında beklettim ve kesme işlemi bu şekilde daha kolaylaşıyor.

Fırını önceden 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Un ve kakaoyu ufak bir kaba eledim.
Yumurtaların sarılarını ve aklarını ayrı ayrı kablara ayıralım. Aklara azıcık bile sarı karışmasın.
Yumurta aklarını mikser yardımıyla kar gibi olanada kadar iyice çırpalım. Bu fotograftaki gibi. Şekerin yarıısını ilave edip biraz daha çırpalım.
Daha sonra kalan yarım bardak şeker ile yumurta sarılarını 4-5 dakika iyice çırptım. En son portakal suyunuda ekleyip çok az daha çırptım ve mikseri ortadan kaldırdım.
Yumurta sarılarına kabarmış akları ekledim ve yavaş yavaş spatula ile karıştırdım. Daha sonra yine yavaşca un ve kakaoyu eleyerek ekledim ve spatula ile yumurta aklarını söndürmeden alt üst ederek karıştırdım.

Dikdörtgen kalıbımın altına yağlı kağıt serdim ve kağıdı dış kenarlardan kitledim. 35-40 dakika pişirme süresi için bekledim.













Pandispanyanın heryeri yumuşacık sünger gibi oluyor. Fırından çıkarır çıkarmaz ortası çökme yapmasın diye fırının tel ızgarasının üzerine kalıpla beraber ters çevirerek oda ısısında soğumasını bekliyorum. Soğuduktan sonra kolay kesilmesi için kalıptan çıkartıp streche sarıp 1 gün bekletiyorum.
Pandispanya aslında üçe bölünmeye müsaitti fakat çok kalabalık olmayacağımız için çok büyük olmasını istemedim ve ikiye böldüm.
Bölme işlemini pasta kesmek için kullanılan fotoğrafta görülen levye ile yaptım. Eğer sizde pandispanyayı bıçak ile bölmekte zorlanıyorsanız mutlaka levye almanızı tavsiye ederim. Ben Burcu hanımın sitesinde görmüştüm ve üç dört ay önce metroda 6,5 ytl fiyata bulunca hemen aldım. İstediğiniz ölçüyü ayarlayıp çok düzgün ve kolayca kesebiliyorsunuz ben çok memnunum.

Krema tarifi orjinali burada. Bu tarif sade puding olarak yenilebilenceği gibi pastalarda da kullanılabiliyor. Çok güzel bir kıvamı var.
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 5 yemek kaşığı şeker
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 1/8 tatlı kaşığı tuz
  • 1 bardak sıvı krema
  • 1 + 1/4 bardak süt
  • 2 yumurta
  • 1 bardak damla çikolata
  • 1 tatlı kaşığı sıvı vanilya
Misir nisastasi, seker, kakao ve tuzu agir tabanli bir tencereye alip karistirin. Uzerine krema, sut ve yumurtalari ekleyip telle butunlesene kadar cirpin. Damla cikolatalari da katin ve tencerenizi orta atese koyun. Telle yavas yavaş sürekli karistirarak 7 - 8 dakika, ya da puding kaynamaya baslayincaya kadar pisirin. Bu aşamada pudingi tencereden bir kaseye dikkatlice bosaltin ve buzlu su dolu daha buyuk bir kasenin icine oturtun. Bes dakika kadar karıştırarak sogumaya bırakın. Vanilyayi ekleyip çok az daha karıştırın ve üzerini strecle kaplayip iyice koyulasip soguyana kadar buzdolabinda dinlendirin.
Pudingi pasta arasına bolca sürüp muz dilimlerini yerleştirdim ve diğer kek katını üstüne kapattım. 1 bardak süt ile 1 paket krem şantiyi iyice çırptım üst ve yanlarına spatula ile düzgünce sürdüm. Üzerine dikkatlice yeşil fıstık tozunu döktüm.Çok az ayırdığım krem şanti ile çizgileri çizdim ve oyuncuları yerleştridim. Oyuncuların devrilmemesi için tabanlarında ceviz büyüklüğü kadar ince plastik var, bunlarında görünmemesi için tekrar çay kaşığının ucuyla oralara fıstık dökerek kapattım. Çok lezzetli bir pastamız oldu :)

19 Aralık 2006

REÇELLİ KURABİYE

























Her kurabiye yazıma başlarken hep "en sevdiğim..." diye başlamak geliyor içimden. Sanırım ben bütün kurabiyeleri çok seviyorum. Özelliklede bu kurabiye için çok azim gösterdim denemediğim tarif kalmadı ama sonuçtan pek memnun kalmamıştım. Tüm kitaplardaki tarifleri zamanında çok denedim, her seferinde sanırım bu tarif daha iyi olacak diye başladım hep. Ama sonuç aynıydı, az pişirmeme rağmen çok sert oluyorlardı :(

Sonunda düşündüm, madem ben bu reçelli kurabiyeyi çok seviyorum o zaman kendi bildiğim yöntemle yani sert olmayacağına inandığım bir tarifle deneyeyim dedim. Sonucunu da merakla bekledim. Keşke başından beri hep kendi kafamda oluşturduğum tarfile yapsaydım. Çok güzel oldular. Tam istediğim gibi :)

Bloguma ilk başlarken taşındığımızı yazmıştım. Yeni yeni komşularımızla tanışmaya başladık ve pazar günü ilk kez alt komşumuz Ayşe teyze pazartesi için bize geleceğini söyledi :) Buna en sevinen belkide ben oldum. Pazar günü sabah erkenden bu kurabiyeleri hazırladım onun için. Pazartesi ben işte olduğum için kendisini ben ağırlayamadım ama annemler çok sevmişler.

Malzemeler:
  • 125 gr tereyağ
  • yarım su bardağı tozşeker
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı buğday nişastası
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • yarım çay kaşığı karbonat (çay kaşığının ucuyla)
  • ortası için reçel, bal veya çikolata
Tereyağı yarım saat önceden buzdolabından çıkartıp küp küp kesip oda ısısında yumuşamasını bekliyoruz.
Un ve karbonatı ufak bir kaba eliyorum
Başka bir kap içerisinde yumurta, şeker,tereyağ ve sıvı vanilyayı mikserin en düşük ayarında çok az çırpıyorum. (Ben dr oetkerin 1 tatlı kaşığı kadar sıvı vanilyasını kullandım isterseniz toz halindeki ufak paketlerden kullanabilirsiniz)
Bir bardak nişastayıda ekleyip çok az daha çırpıyorum ve mikseri kaldırıyorum. Elediğim karbonat ve unu yavaş yavaş ekleyerek iyice yoğuruyoum.

Elde ettiğiniz hamur çok sert olmasın. Yani açılmaya uygun değil diye düşünüp sertleşmesi için fazla un eklemeyin. Bütün hamuru top şeklinde yapıp yassılaştırın streche sarıp buzdolabında sertleşmesi için yarım saat- 1 saat kadar bekletebilirsiniz. Fazla un katılmış sert hamurdan yapılan kurabiyeler piştiğinde daha sert olur gevrekliğini yitirir.



















Hamuru buzdolabından çıkarttıktan sonra biraz daha yoğuruyorum. Hamuru iki eşit parçaya ayırıp her bir parçayı ince bir şekilde açıyorum. İki ayrı büyüklükte çiçek şekilli kurabiye kalıbı kullanıyorum. Fotografta görüldüğü gibi önce büyük kalıpla iki adet kesip sonra birinin ortasını küçük kalıpla çıkartıyorum ve bütün olan şeklin üzerine dikkatlice yerleştiriyorum. Pişerken iki katın birbirine yapışması için de çok hafif üstten bastırıyorum (şekilleri fazla bozmadan)
Bu kurabiyeler iki kat üst üste olacağı için ne kadar ince açılırsa o kadar iyi oluyor. Fakat çok fazla ince açtığınızda da çalışması zor oluyor. Ortası boş olan üst katı yerinden kaldırıp alt tabakanın üzerine yerleştirirken şekilde bozulmalar olabiliyor. O yüzden ne çok ince ne de çok kalın açmamamız gerekiyor.

Bu arada çalışmamız bitmeden 10 dakika önce fırınımızı 170 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlıyoruz. Yağlanmış veya yağlı kağıt serdiğimiz tepsimize kurabiyelerimizi dizip 20-25 dakika kadar pişiriyoruz. Çok fazla kızartmıyoruz, hafif pembeleşince çıkartıyoruz.

Kurabiyeler oda ısısında yarım saat kadar soğuduktan sonra üzerlerine pudra şekeri eliyorum ve ortalarına birer çay kaşığı kadar franbuaz reçeli dolduruyorum. İsterseniz değişik reçeller, bal veya çikolata da kullanabilirsiniz.
Çikolata kullanacaksanız, 100 gr çikolata ile 100 ml sıvı kremayı kısık ateşte karıştırarak çikolatanın erimesini bekleyin ve içlerine birer çay kaşığı kadar doldurun.

Kullanılabilecek kalıplar:
Eğer bende bu şekilde çalışacak kalıp yok diyorsanız. Büyük kalıp için çay bardağı, küçük boy kalıp içinse kola şişe kapağı ile de deneyebilirsiniz... Hepsi çok şık oluyor :)

Büyük çiçek şekilli kalıbı hemen hemen tüm marketlerde bulabileceğiniz uygun fiyatlı plastik kurabiye kalıpları arasından buldum.
Küçük boyuttaki metal çiçek kalıbı ise metrodan aldığım fackelman marka büyüklü küçüklü karışık kurabiye kalıplarının arasından çıktı.
Ben elimde olan ve büyüklükleri birbirine uyan tüm kalıplarımla yapıyorum. Kalpli, yıldızlı, yuvarlak vs...

16 Aralık 2006

ÇİKOLATALI KEK
























Çikolatalı keki perşembe günü gelen misafirlerimiz için yaptığımı yazmıştım dünkü yazımda. Fakat zamanım az olduğu için ve Dondurmam Gaymak filmi hakkında görüşerimi heyecanla yazmak isteğim için bu tarif bugüne kaldı.

O filmden sonra canım hem o bölgelere gitmek istedi hem de canım gevrek, kumru gibi egeye özel yiyecekler istedi. Gaymaklı dondurma mı? O zaten film başlamadan beni etkiledi...

Bu kek çok güzel oldu ama gönül isterdiki kullandığım yağın hepsi tereyağ olsun :( Ama keklerde biraz çekiniyorum katı yağ kulanmaya. Çünkü kekleri sıvıyağ da çok lezzetli yapabiliyorken neden kullanayım ki diyorum. Ama sonra tereyağı dolapta görünce dayanamayıp e birazcık ekleyeyim diyorum :)

Malzemeler:
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 150 gr bitter çikoalata
  • 50 gr tereyağ
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı un
  • 2 yemek kaşığı kakao (silme)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
Fırınımızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlıyoruz.
Ufak bir benmari kurdum. 50 gr kadar tereyağ ile çikolatayı birlikte karıştırarak benmaride erittim. Hafif soğuması için bir kenarda beklettim. (Üstteki çikolatanın bulunduğu kap, alttaki kaynayan suya değmeyecek)
Bir kaba un, kabartma tozu ve kakaoyu eledim.
Başka bir kap içerisinde yumurta, şeker ve sıvı vanilyayı mikserle hafif kabarana kadar iyice çırptım. Ben bir tatlı kaşığı kadar dr oetker sıvı vanilya kullandım. Toz vanilya da kullanabilirsiniz.
Yumurta şeker karışımına yoğurdu ekleyip biraz çırptım. Ardından sıvıyağ ve erittiğim çikolatayıda ekleyip biraz daha çırptım.
En son diğer kaba elediğim kuru karışımı ekledim ve mikserin en düşük ayarında homojen bir karışım elde edene kadar çırptım ve yağlanmış kalıba döktüm.
Yaklaşık 40 dakika kadar pişirdim ve oda ısısında soğuduktan sonra kalıptan çıkardım.
Ben üzerine genelde bitter çikolata sosu hazırlar dökerdim ama bu sefer beyaz çikolata sosu döktüm. Zevkinize kalmış, sos olmadanda güzel. Ama ben yine de tercihimi bitter çikolata sosundan yana kullanacağım :)



Nukhetciğim üzerindeki kakao şekilleri nasıl yaptığımı sormuş. Wilton marka bu stencil bana yurt dışınan hediye geldi. Sitesinde görmek isterseniz burada. Eskiden şablonum yokken kare şeklindeki kek dilimleri üzerini kakao veya pudra şekeri ile kağıttan keserek yaptığım şekillerle süslerdim. (kalp, çiçek vs..)

15 Aralık 2006

KABAK TATLISI ve BİR EGE GEYİĞİ
























Salı günü haber gelmişti perşembe için, babamın teyzesinin kızları bize geleceklerdi. O gün işe biraz geç gittim çünkü hem tatlıları ben hazırlayacaktım hem de azda olsa uzun zamandır görüşemediğim akrabalarımızla görüşecektim. Bir saat kadar yanlarında kalabildim, masa kurulmadan işe dönmek zorunda kaldım. Olsun buda yetti bana :)

Misafirlerimiz için ben muhallebili kurabiye, kabak tatlısı ve çikolatalı kek yaptım. Annem ise çerkezlerin en beğenilen yöresel hamurişini, yani velibah. Velibah herkes tarafından çok beğenilen birşey olduğu için biliyordum ki benim yaptıklarıma çok fazla ilgi gösterilmeyecekti :( Ama akşam eve döndüğümde aldığım güzel sözler beni çok mutlu etti. Özellikle çikolatalı kekin tarifi sabırsızlıkla bekleniyormuş. Çikolatalı kekin tarifini yarın yazabilirim çünkü bugün kabak tatlısı ve günün akşamında izlemeye gittiğim Dondurmam Gaymak filmini anlatacağım. Fazla vaktim yok ama film ile ilgili anlatmak istediğim çok şey var :)

Malzemeler
  • 1 kg balkabağı
  • 2,5 su bardağı şeker
  • 1 çay bardağı su
  • dövülmüş ceviz
Önce kabağı yıkıyorum, ardından kabuklarını soyup dilimliyorum. Derince bir tencereye koyup üzerine şekeri serpiyorum ve suyunuda ilave edip orta hararetli ateşte kabaklar kendi suyunu çekip yumuşayana kadar pişiriyorum.

Aslında tarif annemin göz kararı tarifi :) Şimdi düşünüyorumda ilk öğrenmeye başlarken neden anneme şu göz kararı şekerini bardakla dökde bende sayayım dememişim bilmiyorum. Ama zamanla onun göz kararı ölçüsü ile benim göz kararı ölçüm birebir tutmaya başladı ve öylede gidiyor. Birde annem kabaklar piştikten sonra az miktarda şekeri tekrar serpip fırınlıyor. Şekeri karamelize oluyor ve kabaklar parlak bir görünüme sahip oluyor. Lezzetide ayrı bir güzel oluyor.



















Gelelim Dondurmam Gaymak filmine. Öncelike sinema salonundan çok mutlu ayrıldım. Başlıca nedenlerinden biri hatta en önemlisi, bu filmin doğu etkisinden kurtulmuş olması. Yıllardır doğu ve güneydoğudaki aşiret hayatını anlatan Türk filmlerden öyle sıkılmışım ki, dün bu filmi izleyince anladım.

Film Ege sahilinde ufak bir beldede geçiyor. Küçük bir yüzölçümüne sahip bir avuç insanın kocaman yürekleriyle oynadıkları bu film, pazar payını reklam ile büyütmüş bir firmayı kendisine büyük bir rakip olarak gören dondurmacı Ali'nin küreselleşme karşısında ufak bir esnaf olarak verdiği savaşı anlatıyor. Ve bu mücadeleyi "bir ege geyiği" olarak ele almışlar, çoğu zaman güldürecek zaman zaman hüzünlendirecek bir film...

Bir kere bu filmde öyle büyük reklamlar ünlü oyuncular falan yok. Tamamen amatör ruhların güzelliğine, egenin köylerinde, ilçelerinde, büyülü doğasına, müthiş manzarasına, o sıcacık insanların tatlı ege şivesine kapılıp gidiyorsunuz. Filmde oynayanların %99 u o bölgede yaşayan ilk kez kamera karşısına geçen sıcacık sevgi dolu insanlar. Zaten ben eleştirileri okuyup filme öyle gittim ve giderkende ufak bir ege gezintisine çıkıyormuşum gibi düşünerek gittim.

"Bu film deyim yerindeyse hormonsuz gübresiz bir tür organik tarım oldu" demiş yönetmen Yüksel Aksu. Gerçektende öyle :) Yönetmeni Muğlalı, oyuncuları Muğlalı, senaristi Muğlalı, sponsorları Muğlalı. Tam bir imece filmi olmuş yani. "Biraz da dünya literatürünü taradım ve orda, bu tarihsel mirasın üstünün örtüldüğünü tozlandığını biliyordum. Üfledik altından oyunculuk cevheri çıktı" demiş ve bunları okurken ben çok duygulandım. İlk galayı Muğlada köy köy gezerek davullu zurnalı yürüyüşler eşliğinde seyyar kamyon sineması ile yapmışlar. Keşke bende orda olsaydım :( Yönetmen Yüksel Aksuyu tebrik ediyorum, hem yaşadığı yere ve değerlerine sahip çıktığı için hem de böylesine güzel bir iş çıkardığı için.

Filmde iki yer aklıma kazındı. Biri çocuklardan oluşan bir grup çetenin meyve bahçelerine saldırması. Heryer yemyeşil, taptaze meyveler, tertemiz bir doğa muhteşem görüntülerdi. Diğeri ise beyaz iki katlı evlerden oluşan daracık sokakta sabah ezanı vakti bir yürüyüş eşliğinde çaresiz dondurmacı Ali'ye öğütler veren, sakinleştiren ve tüm karamsarlığını yok eden bir dede. Ne kadar güzel birşey bir insanın yanında tecrübeli büyüklerin bulunması. Ve onlardan dinlenilen anılar, hatıralar, nasihatlar, yaşama dair herşey...

09 Aralık 2006

YILBAŞI KURABİYELERİ


























Yeni bir yıl daha yaklaşıyor. Sokaklar, alışveriş merkezleri, evler, internet siteleri heryer ışıl ışıl olmaya başladı :) Her dışarı çıktığımda içim kıpır kıpır dönerim eve bu ayda. Yeni bir atılım, yeni umutlar kısacası yeni bir başlangıçtır yeni yıl.

Yeni bir yıl başlarken, geride kalan yıl içerisinde neler yaptığımı neler yaşadığımı, zamanımı nasıl değerlendirdiğimi düşünürüm. Bunların yanında herzaman varolan değerlerim için şükrederim. Yeni yıl dileklerimi ulaştıracağım sevdiklerimi düşünürüm. Daha sonra sevdiklerime hazırlayacağım hediyeleri düşünürüm. Hazırlayacağım diyorum çünkü yeni yıl hediyesi olarak birşeyler almaktansa kendi ellerimle birşeyler hazırlamayı herzaman tercih ederim. Ya birşeyler örerim, ya birşeyler dikerim, ya da kurabiyeler pastalar yaparım. El emeğiyle hazırlanmış güzel bir kutu içerisinde sunulan herşey benim için çok ama çok değerlidir.

Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk, sağlık, başarı getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

Gelelim kurabiyelerimize :) Yeni yıl temalı kurabiyeler herzaman çok hoşuma gitmiştir yemeye bile kıyamam bazen... Yaptıklarımın bir kısmını ağaç süslemede bile kullanırım.

Yurt dışında insanlar küçük yaşta aile büyükleriyle beraber kurabiyeler yapmaya başlarlar ve bundan büyük mutluluk duyarlar. Üzerleri rengarenk süslü gingerbread cookiesler çok meşhurdur. Genellikle süslemede royal icing kullanırlar. (Yoğun pudra şekerinin az miktar sıvı ile yada yumurta akı ile ıslatılmasıyla oluşan krema)

Fakat benim herzaman her süsleme çalışmamda başurduğum tekniğin beyaz çikolata olduğunu bilirsiniz. Beyaz çikolatadan glazür, ganaj, plastik çikolata ve çikolata sosu ile süslemeler çok sık yaparım. Fakat beyaz çikoalata biraz nazlıdır, siyah çikolataya nazaran çalışması biraz daha zordur. Ama alıştığınızda hiç zor olmadığını göreceksiniz. Bu kurabiyelerde de beyaz çikolatayı eritip renklendirerek sıkma tekniğiyle süslemeler çalıştım.


























Malzemeler :
  • 125 gr tereyağ
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağından bir parmak kadar az pudra şekeri
  • 1 paket dr oetker vanilya aroması
  • 1 su bardağı buğday nişastası
  • 2 subardağı un (320 gr)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • çeşitli renklerde gıda boyaları
Yumurtayı ve yağı yarım saat önceden buzdolabından çıkartın.
Fırını 170 dereceye ayarlayıp 10 dakika önceden ısıtmaya başlayalım.
Yoğurma kabının içerisinde yumurta, pudra şekeri, vanilya aroması ve yumuşamış tereyeğı mikserin en düşük hızında yavaşca çırptım. Ardından nişastayı ekleyip çok az daha çırptım ve mikserle işim bitti. Sonrasında unu ve karbonatı birlikte yavaş yavaş ekleyerek elimle iyice yoğurdum.

NOT: Elde ettiğiniz hamur çok sert olmasın. Yani açılmaya uygun değil diye düşünüp sertleşmesi için fazla un eklemeyin. Bütün hamuru top şeklinde yapıp yassılaştırın streche sarıp buzdolabında sertleşmesi için yarım saat- 1 saat kadar bekletebilirsiniz. Fazla un katılmış sert hamurdan yapılan kurabiyeler piştiğinde daha sert olur gevrekliğini yitirir.

Buzdolabından çıkarttığım hamuru 3 eşit parçaya ayırdım. Bir parçasını boyasız sade rengiyle kullandım. Diğer iki parçanın birine yeşil birine kırmızı gıda boyası ekledim ve renkler iyice dağılana kadar yoğurdum. (Gıda boyasının etkisi çok olduğundan kürdan ucuyla yavaşca ekliyorum)

Yağlı kağıt üzerinde her parçayı ayrı ayrı ince açıp kurabiye kalıpları yardımıyla şekiller çıkartıp yağlanmış tepsiye dizdim. Önceden ısıtılmış fırında 20 dakika kadar pişirdim. Üzerinin süslemesi için fırından çıkınca 1 saat kadar soğumasını bekledim.

-100 gr beyaz çikolayı benmaride erittim. (Üstteki çikolatanın bulunduğu kap altta kaynayan suya değmeyecek)
-2 tane çay tabağı, 3 çay kaşığı ve 3 tane yağlı kağıttan hazırladığım minik sıkma torbalarını çalışacağım yere hazırladım.

Erittiğimiz beyaz çikolaya direk olarak gıda boyası attığımızda renk çözülmez. Bu sebepten;
-Çay tabaklarının iki tanesine birer damla erimiş margarin damlattım. İki bile değil sadece bir. Kürdanın ucuyla toz gıda boyasını o bir damla erimiş margarinin içine döktüm ve rengin çözülmesini sağladım. Çay tabaklarının birinin dibi yemyeşil ve diğeride kıpkırmızı olacak. İki tatlı kaşığı kadar çikolatayı renklerin üstüne döktüm ve çay kaşığıyla renk dağılana kadar ayrı ayrı iyice karıştırdım. Her rengi ayrı sıkma kağıtlarına doldurdum. Beyaz rengi ise direk ertittiğim kaptan alarak sıkma torbasına koydum ve çalıştım.


Ama benim vaktim yok hızlı olmam şart derseniz, yan fotograftaki gibi üzerlerine pudra şekeri dökerek kar yağmış gibi şık bir görünüm yaratabilirsiniz. Ortası boş olan ağaç şekli veya çiçekler yaparak içinden ip geçirip yılbaşı ağacına asabilirsiniz.
Bu arada yılbaşında hep kar yağmasını dilemişimdir ama bu yılbaşında inşallah yağmaz diyorum çünkü kurban bayramıyla aynı gün :) Ziyaretler, bayramlaşmalar rahat rahat yapılsın, ulaşım rahat olsun, herkes mutlu olsun...

06 Aralık 2006

Uzaktaki kardeşime,

Kardeşini seç sitesinde bir tık ile başladı herşey. 2 yıl oldu daha sesini bile duyamadım ama yüreğimin bir köşesindesin hep. Sadece sen değil ailen ve sınıf arkadaşlarında var aslında. Ama herşey gücüm yettiği kadar kardeş... Çoookkk uzaktasın çok.

Ne mutlu böyle bir site oldu dedik, ne mutlu bağlarımızı koparmıyoruz dedik, ne mutlu hiçbirşey yapamasakta mektuplaşıyoruz dedik, aaaa orda 2 metre kar var yinede defterlerin ulaştı mııı dedik sevindik.

Ama öyle bir dünya olmuşki artık, senin benim ve diğer kardeşlerimiz üzerinden kötü niyetlilerin oyunları sarmış heryeri. Hani sana kutularımı ulaştırmamı sağlayan yurtiçi kargo varya, kardeşini sec kampanyası başlığı altındaki tarife ile %30 indirimli idi. Ben burda, acaba kırmızı kalem göndersem sınıftaki diğer arkadaşları kıskanır mı diye düşünürken, bazı insanlar eşine dostuna ehlikeyf kargolamalarını kardeşini seç kampanyası başlığı altında indirimli göndermeye başlamışlar... Durum böyle olunca indirim falan iptal olmuş tabi. Böyle güzel yardımlaşmaları baltalayanlar var, böyle güzellikleri teşvik yerine suiistimal edenler var kardeş...

Kendine iyi bak, söyleyecek birşey bulamıyorum...

02 Aralık 2006

BROWNİE :)





















Geçen haftadan beri brownie sayıklıyordum. Barbie pastanın keki bana browniyi anımsatmıştı çünkü. Dün akşam; çikolatası bol, birazda cevizli ve kalın olsun gibi düşüncelerele yapmak için mutfağa girdiğimde çikolatamın az kaldığını farkettim. Hemen tarttım ve 120 gr. Anlaşıldı ölçüleri az tutacaktım. Zaten evde 3 kişiyiz yetmez mi? Artar bile...

Malzemeler :
  • 2 yumurta
  • 1/2 su bardağı şeker
  • 120 gr sütlü çikolata
  • 100 gr tereyağ
  • 1 paket vanilya aroması
  • 1/2 paket kabartma tozu (5 gr)
  • 1 dolu yemek kaşığı kakao
  • 1/2 su bardağı un
  • 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
Önce fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya balşalalım.
Kalıbımızı yağlayıp bir kenarda hazır bekletelim. Ben 20 cm lik çemberin tabanını pişirme kağıdıyla kaplayıp dış kenarlarından kitledim.
Tereyağ ile çikolatayı benmaride karıştırarak eritip bir kenrada soğuması için beklettim. (Benmaride, üstteki malzemenin bulunduğu kap alttaki kaynayan suya değmeyecek)
Ufak bir kaba un, kabartma tozu ve kakaoyu eledim.
Çırpma kabı içerisinde yumurta, şeker ve vanilya aromasını hafif kabarıncaya kadar mikserle iyice çırptım. Erimiş çikolata ve yağıda ekleyip biraz daha çırptım. Ardından diğer kapta elediğim katı karışımı da ekleyerek mikserin en düşük ayarında yavaşca çok az karıştırdım. Dövülmüş cevizleride içine atıp kaşıkla alt üst ettim ve karışımı kalıba döktüm. Çok fazla değil 25-30 dakika kadar pişirdim. İçinin hafif ıslak gibi olması için çok pişirmemek şart.


Ben sıcak yemeyi sevdiğim için fırından çıkınca hafif ılıklaşmasını bekleyip servis tabağına ters çevirdim. Açıkcası konu yumuşacık bol çikolatalı brownie olunca biraz sabırsızlanıyorumda...

Bu lezzet beni inanılmaz mutlu ediyor. Aslında bir dilimden sonrası kalori bakımından endişelendirmiyor değil ama bu tat için değer diye düşünüyorum.